Türkiye’nin Washington ve Tahran’la yürüttüğü çok yönlü diplomasi, İsrail medyasında yeniden gündeme geldi. Kanal 14, Ankara’nın İran’a yönelik ABD baskısına rağmen hava trafiğini tamamen kesmemesini ve Washington’la F-35 görüşmelerini birlikte değerlendirirken, FDD’nin verilerine göre yaptırım altındaki İran havayollarına ait en az 83 uçuş 23-27 Eylül arasında Türkiye’ye iniş yaptı.

İsrail medyasının gündeminde Türkiye var

Türkiye’nin İran ve ABD arasında artan gerilim ortamında izlediği politika, İsrail basınında dikkat çeken başlıklardan biri haline geldi.

İsrail merkezli Kanal 14, yayımladığı analizde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İran’a yönelik baskı politikaları karşısında Ankara’nın izlediği tutumu ele aldı. Kanal 14’ün başlığında Erdoğan’ın, Tahran yönetimine yönelik hava ablukasını kırdığı öne sürüldü. İsrail yayın kuruluşunun değerlendirmesinde, Türkiye’nin İran’la hava bağlantılarını tamamen sonlandırmaması Washington’ın İran’a yönelik baskı politikasıyla birlikte değerlendirildi.

Analizin merkezindeki gelişmelerden biri İran havayollarının Türkiye’deki faaliyetleri oldu.

ABD yönetimi, İran havayollarına yönelik baskıyı artırırken Türkiye de bazı İran uçuşlarına ilişkin kısıtlamalar uyguladı. Örneğin ABD yaptırımları altında bulunan Mahan Air, 21 Eylül itibarıyla Türkiye uçuşlarını durdurdu. Buna rağmen diğer bazı İran havayollarının Türkiye’ye uçuşlarının devam ettiği görüldü.

5 günde 83 İran uçuşu Türkiye’ye indi

İsrail medyasındaki tartışmanın en dikkat çekici dayanaklarından biri Washington merkezli Demokrasileri Savunma Vakfı’nın (FDD) hazırladığı rapor oldu.

FDD’nin 28 Eylül tarihli çalışmasına göre, ABD’nin İran havayollarına yönelik yeni baskı takviminin başlamasının ardından 23-27 Eylül tarihleri arasında ABD yaptırımı altındaki İran havayollarına ait en az 83 uçuş Türkiye’deki havalimanlarına iniş yaptı.

FDD araştırmacıları Ahmad Sharawi ve Sinan Ciddi, Flightradar24 uçuş geçmişlerini inceleyerek ulaştıkları verilerde söz konusu uçuşların İstanbul, Ankara ve İzmir’e gerçekleştiğini belirtti. Rapora göre 12 yaptırım kapsamındaki İran havayolu şirketinin uçuşları bu dönemde Türkiye’ye ulaştı.

FDD ayrıca İranlı havayollarının Türkiye’de faaliyet gösterebilmesi için yer hizmetleri ve diğer havalimanı hizmetlerinden yararlandığını belirtti. Raporda, bazı Türk şirketlerinin yaptırım altındaki İran havayollarına yer hizmetleri sunduğu ve Washington’ın bu şirketler açısından yaptırım riskini değerlendirmesi gerektiği savunuldu.

Bu tablo, Türkiye’nin İran’a yönelik ABD yaptırımlarının uygulanması konusunda Washington’la aynı çizgide hareket edip etmediği tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.

F-35 görüşmeleri tartışmayı daha da büyüttü

İsrail medyasındaki değerlendirmelerin diğer önemli başlığı ise Türkiye’nin ABD ile yeniden gündeme gelen F-35 süreci oldu.

ABD Başkanı Donald Trump, Temmuz 2026’da Ankara ziyareti sırasında Türkiye’ye yönelik CAATSA yaptırımlarının kaldırılması konusunda olumlu mesajlar verirken, Türkiye’nin F-35 programına dönüşü konusunda da kapıyı açık bıraktı. Reuters’ın aktardığına göre Trump, CAATSA yaptırımlarının kaldırılacağını söylerken F-35 satışına ilişkin kararın da ele alınacağını belirtti.

Bu gelişme İsrail’de de yakından takip edildi. İsrail merkezli JNS, Temmuz ayında Trump’ın Türkiye’ye F-35 satışı ihtimaline ilişkin açıklamalarının Netanyahu ve ABD Kongresi’ndeki bazı isimlerde endişeye neden olduğunu yazdı.

Kanal 14’ün son analizinde ise F-35 meselesi, Türkiye’nin İran politikasıyla birlikte değerlendirildi. İsrail yayın kuruluşu, Washington’ın Ankara’yla savunma ilişkilerini yeniden geliştirme arayışı ile Türkiye’nin İran’la bağlantılarını tamamen kesmemesini aynı denklem içerisinde ele aldı.

Mekke’de Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan anlaşması
Mekke’de Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan anlaşması
İçeriği Görüntüle

Ankara’nın önündeki kritik denklem

Türkiye açısından ortaya çıkan tablo, aynı anda farklı başlıklarda yürütülen diplomatik trafiğin önemini ortaya koyuyor.

Bir tarafta Washington’ın İran’a yönelik yaptırım politikası ve Türkiye’nin NATO müttefiki olarak ABD ile savunma ilişkileri bulunurken, diğer tarafta Türkiye’nin komşusu İran’la ekonomik, ticari ve ulaştırma bağlantıları yer alıyor.

FDD’nin raporundaki 83 uçuş verisi, bu iki başlığın özellikle hava taşımacılığı üzerinden nasıl kesiştiğini gösteriyor. Ancak söz konusu uçuşların gerçekleşmiş olması tek başına Türkiye’nin ABD yaptırımlarını ihlal ettiği anlamına gelmiyor. FDD raporu, Washington’ın yaptırım uyguladığı havayollarının Türkiye’de faaliyetlerini sürdürmesini eleştiriyor ve Türk şirketlerine yönelik olası yaptırım risklerinin değerlendirilmesini savunuyor.

İsrail medyasının dikkatini çeken nokta da tam olarak bu politika farklılığı oldu.

Kanal 14, Türkiye’nin İran’a yönelik ABD baskısına rağmen bazı hava bağlantılarını açık tutmasını Ankara’nın bağımsız hareket alanının göstergesi olarak yorumlarken, F-35 görüşmelerinin yeniden gündeme gelmesini de Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir sayfa ihtimali olarak değerlendirdi.

Böylece İran’a yönelik yaptırımlar, Türkiye’nin hava trafiği, Ankara-Washington ilişkileri ve F-35 dosyası aynı diplomatik denklemde buluştu. İsrail medyasındaki son tartışmanın merkezinde ise Türkiye’nin bu farklı başlıklar arasında nasıl bir denge kuracağı sorusu yer aldı.