Samsun’un İlkadım ilçesindeki Kökçüoğlu Mezarlığı’nda bulunan Seyyid Kutbiddin Camii ve Türbesi, 14. yüzyıla uzanan tarihiyle kentin en eski manevi mirasları arasında yer alıyor. Kimliği hakkında kesin bilgilerin sınırlı olduğu Seyyid Kutbiddin’e atfedilen türbe, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden kalan mezar taşlarıyla çevrili tarihi alanın merkezinde bulunuyor.

Seyyid Kutbiddin kimdir?

İlkadım ilçesi Kökçüoğlu Mahallesi’nde, 100. Yıl Bulvarı üzerindeki tarihi mezarlığın içinde bulunan Seyyid Kutbiddin Camii ve Türbesi, Samsun’un geçmişten günümüze ulaşan önemli dini yapılarından biri.

Doğu Karadeniz Kültür Envanteri’nde yer alan bilgilere göre Seyyid Kutbiddin, Hicri 722, Miladi 1322/1323 civarında vefat eden bir İslam âlimi olarak kaydediliyor. Türbe ve caminin de onun adına oluşturulduğu belirtiliyor. Envanter kaydında yapının konumu Kökçüoğlu Mahallesi olarak verilirken, türbenin içinde tek bir sandukanın bulunduğu belirtiliyor.

Seyyid Kutbiddin’in kimliği konusunda ise dikkat edilmesi gereken bir nokta bulunuyor. Samsun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Seyyid Kutbiddin’in kimliği hakkında kesin bilgi bulunmadığını ve Abdulkadir Geylani Hazretleri’nin torunu olduğunun söylendiğini aktarıyor. Doğu Karadeniz Kültür Envanteri de onu Abdulkadir Geylani’nin torunlarından biri olarak tanımlıyor. Bu nedenle bu bağlantı kesinleşmiş biyografik bilgi yerine kaynaklarda aktarılan bir nesep bilgisi olarak değerlendirilmelidir.

Seyyid Kutbiddin’in mezarına ilişkin tarih ise yapının geçmişi açısından önemli bir ipucu taşıyor. Akademik bir yapı kataloğunda, türbede bulunan mezarın Hicri 15 Safer 722, yani Miladi Şubat 1322 tarihini taşıdığı aktarılıyor.

Bu tarih, Seyyid Kutbiddin’in Samsun’daki varlığının 14. yüzyılın başlarına kadar uzandığını gösteriyor.

Cami 1292’de mi yapıldı?

Seyyid Kutbiddin Camii ve Türbesi hakkında kaynaklarda farklı bilgiler bulunması, yapının tarihini değerlendirirken önemli bir ayrıntı oluşturuyor.

Samsun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün kültür envanterinde caminin girişinde “M. 1292” tarihinin bulunduğu belirtiliyor. Aynı kaynakta türbenin daha sonraki onarımlarında yapının 1404 yılında yapıldığına ilişkin Arapça bir metinden söz ediliyor.

Buna karşılık Atatürk Üniversitesi tarafından hazırlanan Samsun’daki tarihî camileri inceleyen akademik çalışmada, yapının inşa kitabesinin bulunmadığı belirtiliyor. Aynı çalışmada bazı yerel yayınların cami ve türbenin 1895 yılında Hazinedar Süleyman Paşa’nın torunu Memduh Bey tarafından yaptırıldığını, başka bir araştırmanın ise yapıyı Seyyid Kutbiddin’e bağladığını aktardığı görülüyor. Akademik çalışmada bu görüşlerin dayanaklarının da tartışıldığı görülüyor.

Bu nedenle caminin kesin inşa tarihini tek bir tarih üzerinden vermek yerine, yapının farklı dönemlerde onarım ve değişiklikler geçirdiğini belirtmek daha sağlıklı.

Günümüzdeki cami; taş ve tuğla yığma özellikleri bulunan, kuzey ve doğu yönlerinde L planlı son cemaat yeri bulunan, kırma çatısı alaturka kiremitle örtülü bir yapı olarak tanımlanıyor. Türbe ise caminin güneyine bitişik durumda.

1853 Rus baskınına ilişkin dikkat çeken rivayet

Seyyid Kutbiddin Camii ve Türbesi hakkında Samsun hafızasında yer eden en dikkat çekici anlatılardan biri 1853 yılındaki Rus baskınına ilişkin.

Samsun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün resmî turizm sayfasında aktarılan rivayete göre, Kırım Savaşı sırasında Rus Donanması’nın Sinop baskınının ardından 3 ila 5 savaş gemisi Samsun açıklarına gelerek şehri topa tuttu. Şehirde buna karşılık verecek yeterli bir kuvvet bulunmadığı, ancak Seyyid Kutbiddin’in bulunduğu eski mezarlık yönünden top atışları yapıldığı ve hasar gören Rus gemilerinin geri dönmek zorunda kaldığı anlatılıyor.

Bu anlatı resmî kültür envanterinde de rivayet olarak aktarılıyor. Dolayısıyla olayın haber metninde kesinleşmiş bir askerî vaka gibi değil, Seyyid Kutbiddin Türbesi çevresinde günümüze ulaşan tarihî anlatılardan biri olarak verilmesi gerekiyor.

Kökçüoğlu Mezarlığı’ndaki tarihi hazire

Seyyid Kutbiddin Camii ve Türbesi tek başına değerlendirildiğinde bile önemli bir tarihî yapı. Ancak yapının bulunduğu mezarlık alanı, Samsun’un geçmişine ilişkin daha geniş bir arşiv niteliği taşıyor.

Doğu Karadeniz Kültür Envanteri, mezarlık çevresinde Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait mezar taşları ile mezar yapılarının bulunduğunu belirtiyor. Caminin ve türbenin çevresinde geniş bir hazire alanı da bulunuyor.

Kökçüoğlu Mezarlığı’nda daha önce yapılan akademik araştırmalarda da farklı dönemlere ait mezar taşları ayrıntılı biçimde incelendi. Yelkencizade Ömer Efendi’nin 1873 tarihli kandil rölyefli mezarı ile Samsun Redif Liva Kumandanı Ahmed Fehmi Paşa’nın 1908 tarihli mezarı bu tarihî alanın dikkat çeken örnekleri arasında bulunuyor.

Mezar taşlarında kişilerin meslekleri, unvanları, aile bağlantıları ve sosyal konumları hakkında bilgiler bulunması, mezarlığı Samsun’un sosyal tarihine ilişkin önemli kaynaklardan biri haline getiriyor.

Samsun’da uzun evliliklere özel ücretsiz sağlık hizmeti
Samsun’da uzun evliliklere özel ücretsiz sağlık hizmeti
İçeriği Görüntüle

2026’da mezarlıkta koruma çalışmaları sürüyor

Seyyid Kutbiddin Mezarlığı’nın tarihi değeri günümüzde de koruma çalışmalarıyla gündemde.

Samsun Büyükşehir Belediyesi ile Samsun Müze Müdürlüğü iş birliğinde 2026 yılında mezarlıkta kurtarma kazısı ve çevre düzenleme çalışmaları yürütülüyor. Ocak ayında yapılan açıklamada, arkeologların gözetiminde gerçekleştirilen kazılarda geçmişin izlerini taşıyan buluntuların gün yüzüne çıkarıldığı bildirildi.

Temmuz 2026 tarihli başka bir belediye açıklamasında ise tarihi mezar taşlarının temizlik, belgeleme ve numaralandırma çalışmalarının sürdüğü belirtildi. Herhangi bir mezara ait olmadığı tespit edilen tarihi mezar taşlarının da Samsun Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararı doğrultusunda uygun bir alanda muhafaza edildiği açıklandı.

Bu çalışmalar, Seyyid Kutbiddin Mezarlığı’nın yalnızca bir ibadet ve ziyaret alanı değil, aynı zamanda Samsun’un farklı dönemlerine ait tarihî belgelerin bulunduğu bir kültür varlığı alanı olarak korunmaya çalışıldığını gösteriyor.

Seyyid Kutbiddin Camii ve Türbesinin mimarisi

Türbe, caminin güneyine bitişik konumda bulunuyor. Doğu yönünde girişe sahip olan yapının güney cephesinde dikdörtgen bir pencere yer alıyor. Güneydoğu köşesinde bulunan minareye türbenin içinden ulaşım sağlandığı bilgisi de kültür envanterinde yer alıyor. Yapının içinde tek bir sanduka bulunuyor.

Caminin son cemaat yeri ise yapının kuzey ve doğu cephelerini L biçiminde çevreliyor. Ahşap unsurların yoğun olarak kullanıldığı yapıdaki minber ve vaaz kürsüsünün özgün olmadığı, mihrap bölümünün taş malzemeden yapıldığı ve iç mekân tavanının ahşap olduğu belirtiliyor.

Yapının bugünkü görünümü, farklı dönemlerde gerçekleştirilen onarımların izlerini taşıyor. Bu nedenle bugün görülen cami ve türbe, yalnızca tek bir dönemin mimari özelliklerini değil, yüzyıllar boyunca gerçekleşen müdahalelerin oluşturduğu tarihî katmanları da yansıtıyor.

Samsun’un manevi hafızasında Seyyid Kutbiddin

Seyyid Kutbiddin, Samsun’daki yerel tarih ve kültür anlatılarında İsa Baba ve Kılıç Dede gibi isimlerle birlikte şehrin manevi şahsiyetleri arasında anılıyor. Seyyid Kutbiddin’in Selçuklu döneminde Samsun’a geldiği ve savaşlarda şehit olduğu yönündeki anlatılar ise yerel kaynaklarda ve kültürel çalışmalarda rivayet olarak aktarılıyor.

Burada tarihsel kronoloji açısından önemli bir ayrım bulunuyor. Seyyid Kutbiddin’in ölüm tarihi için kültür envanterlerinde 1322/1323 bilgisi verilirken, bazı yerel anlatılarda 1078-1116 yılları arasındaki Selçuklu savaşlarıyla ilişkilendiriliyor. Bu iki anlatı aynı tarih çizgisi içinde doğrudan örtüşmediği için, Selçuklu savaşlarına katıldığı ve orada şehit olduğu yönündeki bilgi kesin biyografik veri olarak değil, yerel rivayet olarak aktarılıyor.

Bugün Kökçüoğlu Mezarlığı'nda devam eden arkeolojik ve koruma çalışmaları, Seyyid Kutbiddin Camii ve Türbesi'nin içinde bulunduğu tarihî alanın geçmişine ilişkin yeni bilgilerin ortaya çıkması açısından da önem taşıyor. Mezarlığın taşları, haziresi, camisi ve türbesi birlikte değerlendirildiğinde, Samsun’un yüzyıllar boyunca geçirdiği sosyal, dinî ve kültürel değişimin izlerini aynı alanda görmek mümkün oluyor.