Türkiye’nin “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı yeni çözüm sürecinde Meclis’teki siyasi partilerin tutumları yeniden gündemde. Çerçeve yasa teklifine AK Parti, MHP, DEM Parti, CHP, HÜDA PAR ve Yeni Yol’dan milletvekilleri imza verirken, İYİ Parti ve Yeniden Refah farklı tutumlarıyla öne çıktı. TİP ve diğer bazı partilerin yaklaşımı da tartışılıyor.

71 İlde Dev Narkotik Operasyonu
71 İlde Dev Narkotik Operasyonu
İçeriği Görüntüle

Türkiye’de Abdullah Öcalan üzerinden yürütülen yeni çözüm sürecinin Meclis ayağında kritik aşamaya gelindi. Kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak adlandırılan ve iktidarın “Terörsüz Türkiye” hedefinin hukuki altyapısını oluşturması beklenen düzenleme, siyasi partilerin tutumlarını da yeniden gündeme taşıdı.

Meclis’teki son tabloya göre teklifin hazırlanması ve yasalaşması sürecinde AK Parti, MHP, DEM Parti, CHP, HÜDA PAR ve Yeni Yol milletvekillerinden imzalar yer aldı. Ancak bu durumun bütün parti milletvekillerinin Genel Kurulda aynı yönde oy kullanacağı anlamına gelmediği özellikle belirtilmeli.

Sürecin hukuki çerçevesinin oluşturulmasına ilişkin çalışmalar uzun süredir devam ediyor. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un siyasi partilerle yaptığı görüşmelerin ardından düzenlemenin Meclis tatile girmeden çıkarılması konusunda ön mutabakat oluştuğu ve teklifin ağustos ortasına kadar yasalaştırılmasının hedeflendiği bildirilmişti.

MHP'li Feti Yıldız net konuştu: "Bu bir af yasası değil, devlet politikasıdır"
MHP'li Feti Yıldız net konuştu: "Bu bir af yasası değil, devlet politikasıdır"
İçeriği Görüntüle

AK Parti ve MHP sürecin merkezinde

AK Parti ve MHP, “Terörsüz Türkiye” sürecinin siyasi ayağını oluşturan iki temel parti konumunda bulunuyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 2024 yılında başlattığı çağrı sonrasında süreç, Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025'te yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısı ve sonrasındaki gelişmelerle yeni bir aşamaya taşındı.

Sürecin hukuki boyutunda ise PKK'nın silah bırakması ve fesih kararının ardından ortaya çıkabilecek hukuki sonuçların düzenlenmesi amaçlanıyor. Temmuz ayında kamuoyuna yansıyan taslak bilgilerinde Abdullah Öcalan'a özel statü veya doğrudan “umut hakkı” sağlayan bir düzenleme bulunmadığı AK Parti kaynaklarınca ifade edildi.

Buna göre örgüt üyelerinin durumlarının işledikleri suçlara göre ayrı ayrı değerlendirilmesi ve yalnızca örgüt üyeliği kapsamında hüküm giyenler bakımından yeni hukuki düzenlemeler yapılması gündeme geldi. Ancak teklifin kesinleşen metni üzerinden yapılacak değerlendirmelerin Meclis görüşmeleriyle netleşmesi bekleniyor.

CHP ve DEM Parti neden destek veriyor?

DEM Parti, sürecin doğrudan siyasi aktörlerinden biri olarak çerçeve yasanın çıkarılması konusunda uzun süredir çağrı yapıyor. Parti yönetimi, düzenlemenin yalnızca silah bırakma sürecini değil, demokratikleşme ve hukuki güvenceleri de kapsaması gerektiğini savunuyor. DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan da temmuz ayında çerçeve yasa konusunda zamanlamaya ilişkin mutabakat bulunduğunu açıklamıştı.

CHP ise sürecin kendisinden ziyade yöntemi, içeriği ve Meclis denetimini öne çıkaran bir yaklaşım sergiliyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in açıklamalarında demokratik çözüm ve Meclis zeminine vurgu yapılırken, parti içerisinde düzenlemenin içeriğine yönelik farklı değerlendirmeler de bulunuyor. Bu nedenle “CHP sürecin bütün unsurlarını koşulsuz destekliyor” şeklindeki bir yorum yerine, partinin yasal çözüm ve Meclis merkezli ilerleme konusundaki yaklaşımını ayrı değerlendirmek gerekiyor.

Yeni Yol ve HÜDA PAR milletvekillerinden de çerçeve yasa teklifine imza verenler bulunuyor. Meclis'te teklif üzerinde farklı partilerden milletvekillerinin imza vermesi, düzenlemenin siyasi tabanının yalnızca Cumhur İttifakı ve DEM Parti ile sınırlı olmadığını gösteriyor.

İYİ Parti ve Zafer Partisi karşı çıkıyor

Süreç konusunda en net karşı pozisyonlardan biri İYİ Parti cephesinden geliyor. İYİ Parti, “Terörsüz Türkiye” adı altında yürütülen çalışmalara ve özellikle Abdullah Öcalan'ın süreçteki rolüne yönelik sert eleştiriler yöneltiyor.

Son Meclis tartışmalarında da İYİ Partili milletvekilleri, DEM Parti temsilcilerinin açıklamalarına tepki gösterdi. Özellikle DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit'in süreci Cumhuriyet'in kuruluş dönemindeki tarihi gelişmelerle kıyaslayan ifadeleri Meclis'te tartışmaya neden oldu. İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz da bu sözlere sert tepki gösterdi.

Zafer Partisi de çözüm sürecinin karşısında duran siyasi aktörlerden biri. Ancak Zafer Partisi'nin TBMM'de milletvekili bulunmadığı için çerçeve yasa teklifinin imza sürecinde doğrudan bir parti grubu olarak yer alması mümkün değil. Dolayısıyla Zafer Partisi'nin tutumu, Meclis'teki oy tablosundan ziyade parti yönetiminin açıklamaları üzerinden değerlendiriliyor.

Yeniden Refah ve diğer partilerin tutumu

Yeniden Refah Partisi konusunda ise “çekimser” ifadesinin dikkatli kullanılması gerekiyor. Çünkü partinin önceki dönemde kamuoyuna yansıyan bazı araştırmalarda sürece yüksek seçmen desteği bulunduğu görülürken, parti yönetiminin çerçeve yasa teklifine imza vermemesi farklı bir tablo ortaya koyuyor.

Ocak 2026'da yayımlanan ve yöntemi açıklanmayan bir araştırmada Yeniden Refah seçmeninin yüzde 90'ının sürece destek verdiği öne sürülmüş, aynı araştırmada destek oranı AK Parti ve DEM Parti seçmenlerinde yüzde 80'ler, CHP ve MHP seçmenlerinde ise yaklaşık yüzde 70 olarak aktarılmıştı. Buna karşılık İYİ Parti ve Zafer Partisi seçmenlerinde destek çok daha düşük gösterilmişti. Araştırmanın künyesi açıklanmadığı için bu rakamların kesin kamuoyu verisi olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.

Saadet Partisi ise sürecin terörün sona ermesi ve silahların susması hedefini olumlu karşılarken, yasal düzenlemenin şeffaf ve Meclis iradesine dayalı olması gerektiğini savunuyor. Saadet Genel Başkanı Mahmut Arıkan, temmuz sonunda yaptığı açıklamada sürecin başarıya ulaşmasını dilediklerini, ancak kalıcı çözümün kapalı kapılar ardında değil, şeffaf ve katılımcı yasama süreciyle oluşturulması gerektiğini söyledi.

DEVA Partisi de sürecin terörün sona ermesi ve demokratik çözüm hedefi açısından desteklenebileceğini belirten açıklamalar yaparken, düzenlemenin içeriği ve hukuki güvenceler konusunda eleştirilerini gündeme taşıyor. TİP ise daha önce Meclis'teki komisyon raporunda “hayır” oyu kullanan partiler arasında yer almıştı. Komisyon raporu 47 oyla kabul edilirken TİP ve EMEP üyeleri karşı oy vermiş, CHP'li Türkan Elçi ise çekimser kalmıştı.

Gelinen noktada Meclis'teki tabloyu yalnızca “destekleyenler ve karşı çıkanlar” şeklinde okumak yerine, çerçeve yasa teklifine imza atan milletvekilleri, parti yönetimlerinin siyasi tutumu ve Genel Kurulda verilecek oyların ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekiyor. Özellikle teklifin nihai metni ve Genel Kurul oylaması, hangi partinin düzenlemenin tamamına destek verdiğini kesin biçimde ortaya koyacak.