Gazze Şeridi’nde 7 Ekim 2023’te başlayan savaşın üzerinden üç yıl geçti. Katil İsrail’in yoğun bombardımanı ve kara operasyonları, yaklaşık 2 milyon Filistinlinin yaşadığı dar kıyı şeridinde son yılların en ağır insani krizlerinden birine yol açtı.
Savaşın başlangıcını, Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları öncülüğündeki Filistinli grupların 7 Ekim sabahı İsrail’e düzenlediği “Aksa Tufanı” adı verilen geniş çaplı saldırı oluşturdu. İsrail’de yaklaşık 1.200 kişinin hayatını kaybettiği saldırıda 251 kişi Gazze’ye götürüldü.
İsrail yönetimi aynı gün Gazze’ye yönelik kapsamlı askeri operasyon başlattı. Günler içinde yoğunlaşan hava saldırıları, 27 Ekim’de kara harekâtına dönüştü. Üç yıl sonra gelinen noktada Gazze’deki can kaybı 74 bini aşarken, bölgenin fiziksel ve sosyal yapısı büyük ölçüde tahrip edildi.
7 Ekim’den sonra Gazze yoğun bombardıman altında kaldı
Soykırımcı İsrail ordusu 7 Ekim saldırılarının hemen ardından Gazze’nin farklı bölgelerini yoğun şekilde bombalamaya başladı. Saldırılar Gazze kenti, Cibaliye, Beyt Hanun, Deyr el-Belah, Han Yunus ve Refah başta olmak üzere bölgenin tamamına yayıldı.
27 Ekim 2023’te başlayan kara operasyonlarıyla savaşın kapsamı genişledi. İsrail birlikleri önce Gazze’nin kuzeyine, ardından orta kesimlere ve güneye ilerledi.
Savaş boyunca yerleşim alanlarının yanı sıra hastaneler, okullar, üniversiteler, ibadethaneler, yollar, su sistemleri ve enerji altyapısı ağır hasar gördü. 2026’ya gelindiğinde yüz binlerce konut biriminin zarar gördüğü veya yıkıldığı, sağlık ve eğitim altyapısının geniş ölçüde işlev kaybettiği bildirildi.
74 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti
Üç yıllık savaşın en ağır sonucu can kayıpları oldu.
Gazze’deki sağlık makamlarının verilerine göre 7 Ekim 2023’ten Ekim 2026’ya kadar 74 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti. Yaralı sayısı ise 175 binin üzerine çıktı. Enkaz altında kalan ve halen kayıp olarak aranan kişiler nedeniyle gerçek can kaybının daha yüksek olabileceği belirtiliyor.
Ölenler arasında çok sayıda kadın ve çocuk bulunurken, savaş Gazze’de aile yapısından sağlık sistemine kadar birçok alanı ağır biçimde etkiledi.
Can kayıpları yalnızca bombardımanlarla sınırlı kalmadı. Sağlık sisteminin çökmesi, ilaç sıkıntısı, temiz suya erişimde yaşanan sorunlar ve gıda yetersizliği de insani tabloyu ağırlaştırdı.
Filistinlilerin büyük bölümü yerinden edildi
Gazze’de üç yıl boyunca verilen tahliye emirleri ve süren askeri operasyonlar, nüfusun büyük bölümünü defalarca yer değiştirmeye zorladı.
Yaklaşık 1,9 milyon Filistinlinin savaş sırasında evlerinden edildiği, bu sayının Gazze nüfusunun yüzde 90’ından fazlasına karşılık geldiği bildirildi.
Birçok aile kuzeyden güneye, ardından saldırıların genişlemesi üzerine yeniden başka bölgelere göç etmek zorunda kaldı.
Yüz binlerce kişi çadır kamplarda, geçici barınma alanlarında veya savaşta hasar görmüş yapılarda yaşamaya başladı.
Gazze’nin konutları ve altyapısı büyük ölçüde yıkıldı
Üç yılın sonunda Gazze’deki fiziksel yıkım savaşın en görünür sonuçlarından biri haline geldi.
Konutların yanı sıra sağlık, eğitim, tarım ve ticaret altyapısının da geniş çapta zarar gördüğü belirlendi.
Gazze ekonomisinin savaş döneminde ağır darbe aldığı, yeniden imar ve ekonomik toparlanma için onlarca milyar dolarlık kaynağa ihtiyaç duyulduğu hesaplandı.
Yıkım yalnızca binalarla sınırlı kalmadı. Su şebekeleri, yollar, kanalizasyon sistemleri, elektrik altyapısı ve kamu hizmetleri de ciddi ölçüde zarar gördü.
Açlık ve insani yardım krizi derinleşti
Katil İsrail’in Gazze’ye giriş çıkışları sınırlandırması, sınır kapılarındaki kesintiler ve savaş koşulları temel gıda, yakıt, ilaç ve temiz suya erişimi ciddi biçimde etkiledi.
2026’da dahi 1 milyondan fazla Gazzelinin akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya olduğu bildirildi.
Tarım alanlarının, su şebekelerinin ve ticari altyapının tahrip edilmesi Gazze’nin kendi ihtiyaçlarını karşılama kapasitesini de büyük ölçüde azalttı.
İnsani yardım girişindeki kesintiler, özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalar için yaşam koşullarını daha da ağırlaştırdı.
İsrail’e savaş suçu ve etnik temizlik suçlamaları yöneltildi
Soykırımcı İsrail’in Gazze’de yürüttüğü askeri operasyonlar üç yıl boyunca uluslararası hukuk tartışmalarının merkezinde yer aldı.
Sivillerin öldürülmesi, mahallelerin geniş çapta yok edilmesi, zorla yerinden edilmeler ve insani yardımın engellenmesine ilişkin çok sayıda ihlal iddiası gündeme geldi.
Gazze ve Batı Şeria’daki uygulamaların Filistinlilerin kalıcı biçimde yerinden edilmesine yol açabileceği yönünde “etnik temizlik” endişeleri dile getirildi.
Bu suçlamalar uluslararası hukuk mekanizmaları ve insan hakları incelemeleri kapsamında değerlendirilmeye devam ediyor.
Soykırım suçlaması uluslararası yargının gündeminde
İsrail’in Gazze’deki eylemlerine yönelik en ağır hukuki suçlama “soykırım” başlığı altında uluslararası yargıya taşındı.
İsrail’in Soykırım Sözleşmesi’ni ihlal ettiği iddiasıyla dava açıldı ve süreç içinde Gazze’deki Filistinlilerin korunmasına yönelik geçici tedbir kararları verildi.
Ancak 7 Ekim 2026 itibarıyla davada nihai hüküm verilmiş değil.
Bu nedenle “soykırım” nitelemesi güçlü ve ciddi bir hukuki suçlama olarak gündemde bulunurken, kesinleşmiş nihai mahkeme kararı henüz açıklanmış değil.
Ateşkes Gazze’de ölümleri tamamen durdurmadı
Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes, büyük ölçekli çatışmaları önemli ölçüde azalttı ancak Gazze’deki şiddeti tamamen sona erdirmedi.
Ateşkes sonrasında da hava saldırıları, topçu atışları ve askeri operasyonların sürdüğü bildirildi.
Aynı dönemde yüzlerce Filistinlinin hayatını kaybetmesi, ateşkesin Gazze’de tam anlamıyla güvenli bir ortam oluşturamadığını gösterdi.
Gazze’nin geniş kesimlerinde erişim kısıtlamaları ve askeri kontrol de devam etti.
Filistinlilerin geri dönüşü sınırlı kaldı
Savaş sırasında Gazze dışına çıkmak zorunda kalan on binlerce Filistinlinin önemli bölümü bölgeye dönemedi.
Gazze içinde yaşayanların büyük bölümü için de eski mahallelerine dönüş mümkün olmadı. Yıkılan evler, patlamamış mühimmat, askeri kısıtlamalar ve temel hizmetlerin bulunmaması geri dönüşü güçleştiren başlıca nedenler arasında yer aldı.
Bu nedenle yerinden edilme, savaşın üçüncü yılında da Gazze’deki en ağır insani sorunlardan biri olmaya devam etti.
Üç yılın ardından Gazze’de ağır bir insani yıkım kaldı
7 Ekim 2023’ten 7 Ekim 2026’ya uzanan süreç, Gazze’de on binlerce Filistinlinin yaşamını yitirdiği, yüz binlerce insanın yaralandığı ve nüfusun büyük bölümünün evlerinden edildiği üç yıllık ağır bir savaş dönemi bıraktı.
Ateşkes büyük ölçekli çatışmaları azaltmasına rağmen Gazze’de güvenli ve sürdürülebilir yaşam koşulları henüz oluşmadı. Konutların yeniden yapılması, hastanelerin ve okulların ayağa kaldırılması, altyapının onarılması ve yerinden edilen Filistinlilerin güvenli şekilde evlerine dönebilmesi için kapsamlı bir yeniden imar sürecine ihtiyaç bulunuyor.
Gazze’nin geleceği açısından İsrail ordusunun bölgedeki varlığı, yeniden imar, Filistinlilerin dönüşü, Gazze’nin siyasi yönetimi ve bağımsız Filistin devletinin geleceği temel başlıklar olmaya devam ediyor.
Gazze’de üç yılın kronolojisi
| Tarih | Gelişme |
|---|---|
| 7 Ekim 2023 | Hamas öncülüğündeki Filistinli gruplar İsrail’e “Aksa Tufanı” saldırısını başlattı |
| 7 Ekim 2023 | İsrail Gazze’ye yoğun hava saldırılarına başladı |
| 27 Ekim 2023 | İsrail’in geniş çaplı kara operasyonu başladı |
| Kasım 2023 | İlk geçici ateşkes ve rehine-tutuklu takası gerçekleştirildi |
| 2024 | İsrail operasyonları Han Yunus ve Refah dahil Gazze’nin güneyine genişledi |
| 2024-2025 | Can kayıpları ve insani kriz ağırlaşırken uluslararası yargı süreçleri hızlandı |
| Ekim 2025 | Ateşkes yürürlüğe girdi |
| 2025-2026 | Ateşkese rağmen Filistinli can kayıpları ve askeri gerilim devam etti |
| 7 Ekim 2026 | Gazze savaşında üç yıl geride kaldı |




