Hamas, 7 Ekim 2023’te başlattığı ve “Aksa Tufanı” adını verdiği saldırıların üçüncü yılı dolayısıyla yayımladığı açıklamada, Filistin devleti kurulana kadar mücadelesini sürdüreceğini bildirdi. Açıklamada Gazze’deki ateşkes süreci, insani yardım, yeniden imar, uluslararası yargı mekanizmaları ve Filistinli gruplar arasındaki birlik başlıkları öne çıktı.
Hamas, 7 Ekim 2023 saldırılarının üçüncü yılı dolayısıyla yayımladığı kapsamlı açıklamada siyasi ve askeri çizgisini sürdürme mesajı verdi. Hareket, 7 Ekim’i kendi tarihi açısından “dönüm noktası” olarak nitelendirirken, Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkı ve bağımsız devlet hedefini açıklamasının merkezine yerleştirdi.
7 Ekim 2023’te Hamas öncülüğündeki silahlı grupların İsrail’e düzenlediği saldırılarda yaklaşık 1.200 kişi öldürüldü, 251 kişi Gazze’ye götürüldü. Saldırıların ardından başlayan savaş, Gazze’de geniş çaplı yıkıma ve ağır can kayıplarına yol açtı.
7 Ekim’in üçüncü yılında “dönüm noktası” vurgusu
Hamas açıklamasında, 7 Ekim saldırılarının İsrail’in Gazze ablukası, işgal politikaları, Mescid-i Aksa’ya ilişkin uygulamaları ve Filistinli tutukluların durumuna karşı gerçekleştirildiğini savundu.
Hareket, saldırıların Filistin meselesini yeniden uluslararası gündemin merkezine taşıdığını ileri sürerken, bağımsız Filistin devleti kurulana kadar “direnişin” devam edeceğini bildirdi.
Açıklamada Gazze, Batı Şeria ve Kudüs’te yaşayan Filistinlilere de yer verildi; Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik girişimlerin başarısızlığa uğratıldığı öne sürüldü.
Ateşkes, insani yardım ve yeniden imar çağrısı
Hamas’ın açıklamasında en geniş yer ayrılan başlıklardan biri Gazze’deki ateşkes süreci oldu.
ABD ve arabuluculuk yapan ülkelere çağrıda bulunan hareket, İsrail’in ateşkes kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi için baskı kurulmasını istedi. Gazze’ye insani yardımın artırılması, yeniden imar çalışmalarının başlatılması ve savaşın tamamen sona erdirilmesini öngören yol haritasının uygulanması talep edildi.
Gazze’de Ekim 2025’te başlayan ateşkese rağmen temel anlaşmazlıkların çözülemediği, yeniden imarın sınırlı kaldığı ve çatışmaların tamamen sona ermediği bildiriliyor.
Hamas ayrıca kendisinin ve diğer Filistinli grupların ateşkes anlaşması kapsamındaki yükümlülükleri yerine getirmeye bağlı olduğunu ve arabulucularla koordinasyonu sürdüreceğini açıkladı.
Gazze ve Batı Şeria için İsrail’e suçlamalar
Açıklamada İsrail’in ateşkes sürecinde de Gazze’de saldırılarını sürdürdüğü öne sürüldü. Hamas, ateşkes sonrasında yaklaşık 1.500 Filistinlinin hayatını kaybettiğini iddia etti.
Savaşın başlangıcından bu yana 74 bin Filistinlinin öldüğünü ve 175 bin kişinin yaralandığını ileri süren hareket, İsrail’in Gazze’deki eylemlerini “soykırım” olarak nitelendirdi.
Gazze’deki toplam can kaybının 74 binin üzerine çıktığı yönündeki rakamlar güncel uluslararası haber akışına da yansırken, İsrail kendisine yöneltilen soykırım suçlamalarını reddediyor.
Hamas, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te ise baskınlar, gözaltılar, ev yıkımları ve yerleşimci saldırılarının sürdüğünü savundu.
Netanyahu için uluslararası yargı çağrısı
Hamas, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve diğer İsrailli yöneticiler hakkında uluslararası hukuk mekanizmalarının işletilmesini istedi.
Uluslararası Ceza Mahkemesi ile Uluslararası Adalet Divanı süreçlerine atıfta bulunan hareket, “cezasızlığın önlenmesi” çağrısında bulundu.
Açıklamada İsrail’e yönelik uluslararası boykot kampanyalarına da destek verildi. Akademik, ekonomik ve kurumsal boykot girişimlerinin genişletilmesi talep edilirken, savaşın İsrail’in uluslararası konumuna zarar verdiği savunuldu.
Filistinli gruplara ortak siyasi strateji önerisi
Hamas’ın üçüncü yıl açıklamasında Filistin iç siyasetine yönelik mesajlar da yer aldı.
Hareket, farklı Filistinli siyasi grupların ve oluşumların katılımıyla ortak bir ulusal strateji hazırlanması çağrısında bulundu. Bu stratejinin Gazze, Batı Şeria ve Kudüs’te izlenecek siyasi hattı ortaklaştırması gerektiği belirtildi.
Açıklamanın genel çerçevesi, Hamas’ın 7 Ekim’in üçüncü yılında temel siyasi hedeflerinde değişiklik ilan etmediğini; buna karşılık ateşkesin uygulanması, yeniden imar, uluslararası baskı ve Filistinli gruplar arasındaki koordinasyonu daha belirgin biçimde öne çıkardığını gösterdi.





