Yıllardır sahayı gezen bir iş güvenliği uzmanı için bu satır sürpriz değil; yıllardır aynı tespitleri aynı deftere yazıyor.

Rakamın en can sıkıcı tarafı yeniliğinin olmaması. Yüksekten düşme, Türkiye'de yıllardır ölümlü kaza sıralamasının ilk basamağında duruyor ve nedenleri de yıllardır aynı. Yani burada keşfedilmesi gereken bir bilinmeyen yok; uygulanmayan bir bilgi var.

Neden Hep Aynı Sektör?

Ölümlerin sektörel dağılımına bakınca tablo netleşiyor. 2025'te bina inşaatında 360, köprü ve yol gibi bina dışı yapıların inşaatında 145, özel inşaat faaliyetlerinde ise 81 işçi hayatını kaybetti. İnşaat tek başına ölümlü kazaların yaklaşık üçte birini üretiyor.

Bunun tek nedeni işin doğası değil. Şantiyede iş süresi kısaldıkça geçici çözümler kalıcı hale geliyor. İki günlük bir iş için kurulmayan iskele, çoğu zaman iki ay boyunca da kurulmuyor. Sahada bunu ilk fark eden kişi genellikle iş güvenliği uzmanı oluyor ama tespitin karşılığını bulması yönetimin kararına bağlı.

Bir başka etken de yükseklik algısı. Üç metre, çoğu çalışan için tehlikeli sayılmıyor. Oysa ölümlü düşmelerin önemli bölümü iki ile dört metre arasında gerçekleşiyor. Merdivenden, platform kenarından ya da çatı açıklığından düşmek, on katlı bir binadan düşmek kadar konuşulmuyor.

Çatı açıklıkları ayrı bir başlık. Aydınlatma amaçlı kullanılan ışıklıklar ve havalandırma boşlukları, üzerinde yürünebilecek gibi görünse de taşıyıcı değil. Bu bölgelerin kapatılması ya da etrafının korunması, kurulum aşamasında çözülmediğinde sonradan çok daha zor hale geliyor.

Korkuluk mu, Emniyet Kemeri mi?

İş sağlığı ve güvenliğinde kabul gören sıralama net: önce tehlikeyi ortadan kaldır, sonra kaynağında kontrol et, en son kişisel koruyucuya başvur. Yüksekte çalışmada bu sıralamanın karşılığı korkuluk, güvenlik ağı ve yaşam hattı gibi toplu koruma önlemleri.

Uygulamada ise tablo tersine dönüyor. Emniyet kemeri görünür, ucuz ve hızlı bir çözüm; korkuluk sistemi ise maliyetli ve zaman alıyor. Oysa kemer ancak bağlanacak sağlam bir nokta varsa işe yarıyor.

Sahada en sık karşılaşılan manzara da bu: kemeri olan ama bağlanacak yeri olmayan çalışan. Bu boşluğu yazılı hale getirmek, görevlendirilen iş güvenliği uzmanı açısından hem mesleki hem hukuki bir zorunluluk. Kayıt altına alınmamış bir tespit, kaza sonrasında hiç yapılmamış sayılıyor.

• Korkuluk sistemi: Düşmeyi tamamen engeller, çalışanın kararına bağlı değildir.

• Güvenlik ağı: Düşmeyi durdurur, geniş alanlarda toplu koruma sağlar.

• Yaşam hattı: Hareket serbestliği verir, ankraj noktası gerektirir.

• Tam vücut kemeri: Yalnızca uygun ankraj ve doğru kullanımla koruma sağlar.

Bu dört seçenek arasındaki tercih maliyetle değil, riskin büyüklüğüyle yapılmalı. Aynı işi yapan iki ekipten biri korkuluklu platformda, diğeri kemerle çalışıyorsa aradaki fark yalnızca bütçeden kaynaklanıyor demektir.

Ankraj Noktası: En Çok Atlanan Detay

Emniyet kemeri tek başına bir sistem değil, sistemin bir parçası. Kemerin bağlandığı ankraj noktasının düşme anında oluşan yükü taşıyabilmesi gerekiyor. Bir korkuluk borusuna ya da rastgele bir demire bağlanan kemer, düşme anında koruma sağlamıyor.

İkinci atlanan detay düşüş mesafesi. Ankraj noktası çalışanın altında kalıyorsa, kemer devreye girene kadar geçen mesafe zemine çarpmaya yetebiliyor. Bu hesabı yapmadan kurulan sistemler, kâğıt üzerinde güvenli görünüp sahada işe yaramıyor.

Üçüncüsü ise bakım. Kemer, halat ve kilitleme sistemleri periyodik kontrole tabi ve kullanım ömürleri sınırlı. Güneşte bekleyen, yağ bulaşmış ya da bir kez düşme yükü almış ekipman kullanımdan çıkarılmalı. Bu kontrolün takvimini kuran kişi de çoğu işletmede iş güvenliği uzmanı. Kullanım ömrü dolmuş ekipmanın sahadan çekilmesi de aynı takvimin parçası.

İskele: Kurulumdan Çok Kontrol Meselesi

İskele kaynaklı kazalarda sorun genellikle kurulum anında değil, sonrasında ortaya çıkıyor. Kurulumdan sonra iskele üzerinde yapılan küçük değişiklikler, bir dikmenin sökülmesi, platformun kaydırılması, çapraz bağlantının çıkarılması sistemi zayıflatıyor.

Bu yüzden iskelelerin kurulumdan sonra ve belirli aralıklarla yetkili kişilerce kontrol edilip kayıt altına alınması gerekiyor. Yedi günlük periyot, birçok şantiyede uygulanan bir standart. Kontrol etiketiyle çalışan iskele sistemleri, yeşil etiket görmeden kimsenin çıkmadığı bir düzen kuruyor.

Hava koşulları da ayrı bir başlık. Rüzgâr hızı belirli bir seviyeyi aştığında yüksekte çalışma durdurulmalı. Bu kararı vermekten çekinilen işletmelerde ise karar, kazadan sonra kendiliğinden veriliyor.

Düşme Sonrası Kurtarma Planı Var mı?

Az konuşulan bir konu: kemer çalıştı, düşme durdu, peki sonra ne oluyor? Askıda kalan bir çalışanın bacaklarındaki kan dolaşımı kısa sürede bozuluyor ve bu tablo dakikalar içinde hayati tehlikeye dönüşebiliyor.

Bu nedenle yüksekte çalışma planının içinde kurtarma senaryosu da bulunmak zorunda. Kim müdahale edecek, hangi ekipmanla ve ne kadar sürede? Bu üç soruya cevabı olmayan bir plan yarım kalıyor.

Saha ziyaretlerinde bu bölümü soran bir iş güvenliği uzmanı, çoğu işletmede boş bakışla karşılaşıyor. Oysa kurtarma tatbikatı, yangın tatbikatı kadar rutin bir uygulama olmalı.

Küçük İşlerde Büyük Risk

Ölümlü düşmelerin önemli kısmı büyük şantiyelerde değil, küçük ve kısa süreli işlerde gerçekleşiyor. Klima montajı, tabela değişimi, çatı onarımı, boya işi. Bu işlerde ekip küçük, süre kısa ve güvenlik planı çoğu zaman hiç yok.

Tehlike sınıfı yüksek olmayan bir işletmede bile çatıya çıkılıyorsa yüksekte çalışma prosedürü gerekiyor. Bunu risk değerlendirmesine yazmak, görevlendirilmiş bir iş güvenliği uzmanı için standart bir adım; sorun genellikle bu işlerin taşerona verilip kapsam dışı sanılmasından çıkıyor.

Asıl işveren, alt işveren çalışanları için de koordinasyon yükümlülüğü taşıyor. Yarım günlük bir iş için gelen ekip, işletmenin kendi çalışanıyla aynı koruma seviyesinden yararlanmalı.

Pratikte bunu sağlamanın en basit yolu giriş kontrolü. Şantiyeye ya da tesise giren her dış ekibe kısa bir oryantasyon verilmesi ve bunun imzayla kayda alınması, hem koruma hem belge sağlıyor. On dakikalık bir bilgilendirme, kaza sonrası sorumluluk tartışmasında tablonun tamamını değiştirebiliyor.

Sıkça Sorulan Sorular

Yüksekte çalışma izni sistemi de burada devreye giriyor. İşin başlamadan önce yazılı izinle onaylandığı, ekipmanın ve ankrajın kontrol edildiği bir düzen, kalabalık şantiyelerde en etkili araçlardan biri. İzin formunu sahaya uyarlayan kişi de genellikle iş güvenliği uzmanı oluyor.

Bu sistemin işlemesi için izni verecek kişinin sahada bulunması gerekiyor. Ofisten imzalanan bir izin formu, kâğıt üzerinde güvenlik üretiyor ama sahada hiçbir şeyi değiştirmiyor.

Kaç metreden itibaren yüksekte çalışma sayılır?

Burberry Parfüm: İngiliz Zarafetini Günlük Yaşamınıza Taşıyın
Burberry Parfüm: İngiliz Zarafetini Günlük Yaşamınıza Taşıyın
İçeriği Görüntüle

Mevzuat tek bir rakam vermiyor; seviye farkı bulunan ve düşme riski taşıyan her çalışma bu kapsamda değerlendiriliyor. Uygulamada 2 metre yaygın bir eşik olarak kullanılıyor.

Emniyet kemeri her durumda yeterli mi?

Değil. Kemer, toplu koruma önlemleri uygulanamadığında devreye giren son halka. Uygun ankraj noktası ve düşüş mesafesi hesabı olmadan koruma sağlamıyor.

İskele kontrolü kim yapar?

Kurulum, sökme ve değişiklik işleri yetkili kişilerce yürütülüyor; periyodik kontroller de kayıt altına alınıyor. Kontrol edilmemiş iskeleye çıkılmaması esas.

Çalışan yüksekte çalışmayı reddedebilir mi?

Ciddi ve yakın tehlike varsa çalışmaktan kaçınma hakkı bulunuyor. Bu hak 6331 sayılı Kanun'da düzenlenmiş durumda.

https://umutelbir.com/is-guvenligi-uzmani-kimdir/ hakkında bilgi almak için hemen sitemizi ziyaret et.