Prostat kanseri, erkeklerde görülme sıklığı açısından dünya genelinde önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) kanser ajansı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’nın (IARC) verilerine göre prostat kanseri, erkeklerde dünyada en sık görülen ikinci kanser türü. 2024 yılında dünya genelinde 1,5 milyondan fazla yeni prostat kanseri vakası görülürken yaklaşık 420 bin kişi hastalık nedeniyle hayatını kaybetti.
İdrar şikâyetlerini yaşlılığın doğal sonucu olarak görmeyin
Özellikle yeni başlayan veya giderek artan idrar şikâyetlerinin ihmal edilmemesi gerektiği belirtiliyor. İdrar yapmada zorlanma, idrar akışında zayıflama, sık idrara çıkma veya geceleri tuvalete kalkma gibi şikâyetler tek başına prostat kanseri anlamına gelmez. İyi huylu prostat büyümesi de benzer yakınmalara neden olabilir. Ancak bu şikâyetleri yaşın doğal bir sonucu olarak değerlendirip doktora başvurmayı ertelemek doğru değildir. Şikâyetin nedenini ortaya koymak için ürolojik değerlendirme önem taşır.
Prostat kanseri erken dönemde belirti vermeyebilir
Erken dönemde herhangi bir şikâyetin görülmemesinin yanıltıcı olabileceğine dikkat çekiliyor. İdrar şikâyetlerinin bulunmaması, kişinin prostat kanseri olmadığı anlamına gelmediği gibi bu şikâyetlerin görülmesi de doğrudan kanser tanısı anlamına gelmiyor. Bu nedenle yalnızca şikâyet ortaya çıktığında doktora başvurmak yerine yaş, aile öyküsü ve diğer risk faktörlerinin dikkate alınması önemli. Özellikle birinci derece yakınlarında prostat kanseri bulunan erkeklerin risklerini doktorlarıyla daha erken yaşlarda değerlendirmeleri gerekiyor.
PSA önemli ancak tek başına kanser tanısı koydurmuyor
Prostat kanserinin değerlendirilmesinde kullanılan PSA kan testinin diğer bulgularla birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. PSA, prostat kanserinin değerlendirilmesinde önemli araçlardan biri ancak tek başına kanser tanısı koydurmuyor. PSA değerinin yüksek olması her zaman kanser olduğu anlamına gelmez. İyi huylu prostat büyümesi ve prostat iltihabı gibi kanser dışı durumlar da PSA seviyesini yükseltebilir. Bu nedenle PSA sonucunun kişinin yaşı, aile öyküsü, şikâyetleri ve gerekli durumlarda fizik muayene, görüntüleme ve diğer değerlendirmelerle birlikte ele alınması gerekir.
Prostat kanseri taramasında kişisel riskler öne çıkıyor
Prostat kanseri taramasında yalnızca PSA testine odaklanan yaklaşımın yeterli olmayabileceğine yönelik görüşler güçleniyor. IARC’nin değerlendirmelerinde kişisel risklerin dikkate alındığı planlı tarama modellerinin gereksiz tanı ve tedavilerin azaltılmasında önemli rol oynayabileceğine dikkat çekiliyor. Bunun temel nedenlerinden biri, yaşam boyunca herhangi bir belirtiye yol açmayacak bazı prostat tümörlerinin de tarama sırasında tespit edilebilmesi. Bu tür tümörlerin saptanması, gereksiz tedavilerin gündeme gelmesine neden olabiliyor.
Bu nedenle prostat kanseri taramasının her erkek için aynı şekilde planlanmaması gerektiği belirtiliyor. Erken tanı önemli ancak tarama yaklaşımının kişiye özel olarak belirlenmesi gerekiyor. Yaş, aile öyküsü ve kişisel risk faktörleri birlikte değerlendirilerek kontrollerin sıklığına ve kapsamına karar verilmesi önem taşıyor.





