Ancak yaşananların diğer bütün cemaat, tarikat, vakıf ve benzeri yapılanmalara verdiği açık bir mesaj var:

Kimse kendisini dokunulmaz sanmasın.

Süleymancılar bir günde ortaya çıkmadı. Yurtlar, Kur’an kursları, eğitim faaliyetleri ve yurt dışındaki teşkilatlanması üzerinden on yıllar içerisinde büyüdü; önemli bir insan kaynağına, ekonomik kapasiteye ve toplumsal etki alanına ulaştı.

Bugün diğer yapıların bu süreci yalnızca “Süleymancılara yapılan operasyon” diye izlemesi büyük hata olur.

Çünkü Türkiye benzer bir yanılgının bedelini FETÖ’de çok ağır ödedi.

FETÖ de okullarla, dershanelerle, yurtlarla ve burslarla büyüdü; şirketleşti, yurt dışına açıldı ve nihayet devlet kadrolarında örgütlendi. Mensubiyet liyakatin, örgütsel sadakat devlet sadakatinin önüne geçti. Bir dönem kendisini vazgeçilmez zannetti.

Sonunu hepimiz gördük.

İki yapıyı hukuken aynılaştırmıyorum. Söylediğim daha temel bir şey:

Devlet geçmişinden ders çıkarmalıdır. Cemaatler de öyle.

Siyasi yakınlık dokunulmazlık değildir

Bugün iktidara yakın olabilirsiniz.

Devletin önemli isimleriyle görüşebilir, bürokraside güçlü ilişkiler kurabilir, binlerce öğrencinin kaldığı yurtlara, vakıflara, şirketlere ve büyük bir ekonomik güce sahip olabilirsiniz.

Bunların hiçbiri kalıcı dokunulmazlık sağlamaz.

Siyaset değişir, iktidarlar değişir, bürokratlar ve ittifaklar değişir.

Devlet kalır.

Bu nedenle bugünkü siyasi yakınlığını yarının güvencesi, bürokrasideki ilişkilerini kazanılmış alan, ekonomik büyüklüğünü ise dokunulmazlık zırhı olarak gören bütün yapılar Süleymancılar hakkında yaşananları dikkatle okumalıdır.

Din başka, güç örgütlemek başka

Kimsenin inancıyla devletin işi olmamalıdır.

Kur’an öğretmek, vakıf kurmak, öğrenci okutmak, yurt açmak, burs vermek veya ihtiyaç sahibine yardım etmek hukuk içerisinde kaldığı sürece sivil toplum faaliyetidir.

Ama sınır bellidir.

Yurt açmak başka, yurtlardan kendisine bağlı kadro yetiştirmek başkadır.

MHP'li Feti Yıldız net konuştu: "Bu bir af yasası değil, devlet politikasıdır"
MHP'li Feti Yıldız net konuştu: "Bu bir af yasası değil, devlet politikasıdır"
İçeriği Görüntüle

Bağış toplamak başka, cemaatten toplanan kaynakları ekonomik ve siyasi nüfuza dönüştürmek başkadır.

Devlette mensuplarınızın bulunması başka, bu insanların tayin, terfi, ihale ve atamalarda birbirlerini kolladığı bir ağ oluşturmak başkadır.

Devletin kırmızı çizgisi burada başlamalıdır.

Çünkü devlet memurunun iki sadakati olmaz.

Bir bürokrat “Kanun ne diyor?”dan önce “Bizimkiler ne diyor?” diye düşünüyorsa konu artık inanç değildir; devlet meselesidir.

Aynı şekilde yurtlarda gençlerin ekonomik ihtiyaçlarından yararlanarak kapalı bir mensubiyet düzeni kuruluyor, Türk milletine, Atatürk’e ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerlerine karşı husumet aşılanıyorsa buna yalnızca “din eğitimi” denilip geçilemez.

Cumhuriyet, kendi çocuklarının Cumhuriyet’e düşman yetiştirilmesine seyirci kalamaz.

Şimdi diğerleri düşünsün

Süleymancılar hakkında bugün yaşananların asıl dersi burada.

Yurtları üzerinden kendisine bağlı kadrolar yetiştirenler…

Bürokraside mensuplarını organize edenler…

Liyakat yerine aidiyeti koyanlar…

Cemaatlerinden topladıkları paralarla ekonomik güç oluşturup bunu siyasi nüfuza dönüştürenler…

Yurt dışındaki bağlantılarını güçlerinin teminatı zannedenler…

Ve özellikle bugünkü siyasi yakınlıklarını yarının dokunulmazlık zırhı olarak görenler…

Bugün yaşananları iyi okumalıdır.

FETÖ’den ders çıkarmayanlar Süleymancılara olanlardan çıkarmalıdır.

Devlet de “bizim cemaat–onların cemaati” ayrımı yapmamalıdır. Bugün muhalif görülen için hangi hukuk uygulanıyorsa iktidara yakın olan için de aynı hukuk uygulanmalıdır.

Çünkü hiçbir siyasi ilişki sonsuza kadar sürmez.

Hiçbir ekonomik güç devletten büyük değildir.

Hiçbir cemaat devlet kadrolarını kendi kadrosu olarak göremez.

Hiçbir tarikat bürokrasiyi arka bahçesine çeviremez.

Hiçbir yapı Türkiye Cumhuriyeti’ne alternatif bir sadakat merkezi oluşturamaz.

FETÖ bunu çok ağır biçimde öğrendi.

Bugün Süleymancılara olanlardan diğerleri ders çıkarmalıdır.

Devletin içinde başka bir devlet olmaz.

Kimse kendisini dokunulmaz sanmasın.