Karadeniz’in en hüzünlü ezgilerinden biri olan “Da İm Yusuf Orti”, Hemşin kültürünün yas ve ağıt geleneğini sinemaya taşıyan eserlerden biri olarak hafızalara kazındı. Ayşenur Kolivar’ın seslendirdiği ağıt, Özcan Alper’in 2008 yapımı “Sonbahar” filminin finaliyle geniş kitleler tarafından tanındı. Ancak eserin hikâyesi, sanıldığı gibi yalnızca filmdeki Yusuf’un ölümünden ibaret değil.
“Da İm Yusuf Orti” ne demek?
Hemşince söylenen “Da İm Yusuf Orti” ifadesi Türkçeye kabaca “Gel benim Yusuf’um oğul” veya “Gel Yusuf’um” şeklinde aktarılıyor.
Eserin sözlerinde bir annenin oğluna seslenişi, özlem ve ölüm duygusu öne çıkıyor. “Gel oğul, gel Yusuf’um” şeklindeki çağrı, ağıdın temel duygusunu oluşturuyor. Bazı çevirilerde sonbaharın geçmesi ve kışın gelmesi üzerinden oğlunun yokluğuna yönelik hüzünlü bir anlatım da yer alıyor.
Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: “Da İm Yusuf Orti”nin, tarihsel olarak belirli bir Yusuf’un ölümünden sonra yakılmış tekil bir ağıt olduğuna dair güvenilir ve kesin bir kayıt bulunmuyor.
Eserin asıl kökü, Hemşin kadınlarının geleneksel ağıt yakma ve yas anlatma kültürüne dayanıyor.
Hemşinlerde ağıt yakmak: “Sayı kurmak”
Hemşin yöresindeki yas kültüründe ağıt söyleme geleneğinin kendine özgü bir biçimi bulunuyor.
Ayşenur Kolivar, yaptığı bir söyleşide yörede “ağıt” kelimesinin yerine “sayı kurmak” ifadesinin kullanıldığını anlatıyor. Buna göre ölen kişinin ardından yaşananlar, hatırlananlar ve duyulan acılar ritmik bir yapı içerisinde sözle aktarılıyor. Ağıdı söyleyen kişi konuşarak başlıyor, duygunun yükseldiği noktada ise sesini yükselterek ağıda geçiyor.
Bu gelenekte sözler yalnızca müzikal bir metin olarak görülmüyor. Söylenen sözlerin ölüm ve yasla doğrudan bağlantılı olduğuna dair güçlü bir inanç da bulunuyor.
Kolivar’ın aktardığına göre “Sonbahar” filminin çekimleri sırasında köylerden gelen Hemşinli kadınlardan ağıt söylemeleri istendiğinde kadınlar başlangıçta bunu kabul etmedi. Bunun nedenlerinden biri, ağıt söyledikleri kişinin öleceğine ilişkin inançtı.
Bu ayrıntı, “Da İm Yusuf Orti”nin arkasındaki kültürel dünyayı anlamak açısından büyük önem taşıyor.
Ayşenur Kolivar ve “Sonbahar” filmi
“Da İm Yusuf Orti”nin bugünkü bilinirliğinde Ayşenur Kolivar ve yönetmen Özcan Alper önemli bir yere sahip.
Özcan Alper’in 2008 yılında çektiği “Sonbahar” filminin merkezinde Yusuf karakteri bulunuyor. Üniversite yıllarındaki siyasi faaliyetleri nedeniyle uzun süre cezaevinde kalan Yusuf, sağlık sorunları nedeniyle tahliye edildikten sonra Karadeniz’deki köyüne dönüyor.
Filmin sonunda Yusuf’un hayatı, hastalığı, geçmişi ve yaklaşan ölümüyle hesaplaşması ağıtla birleşiyor. “Da İm Yusuf Orti” de bu finalin en güçlü unsurlarından biri haline geliyor.
Ancak Ayşenur Kolivar’ın kendi anlatımı, filmde duyduğumuz ağıdın doğrudan çekimler sırasında ortaya çıkarılmış yeni bir eser olmadığını gösteriyor.
Kolivar, melodiyi daha önce Yaşar Kabaosmanoğlu’nun “Baba” adlı bir ağıt çalışmasında duyduğunu ve filmde bir ağıt kullanılacağı zaman bu ezgiyi önerdiğini anlatıyor. Ona göre kullanılan melodi geleneksel bir ezgiydi; filmdeki ağıt söyleme ruhunu ise Hemşinli kadınların geleneksel yas söyleyişlerinden aldı.
Dolayısıyla bugün dinlediğimiz “Da İm Yusuf Orti”, geleneksel Hemşin ezgisi ile modern sinemanın buluştuğu bir çalışma olarak değerlendirilebilir.
Bir film müziğinden daha fazlası
“Sonbahar” filminin ardından “Da İm Yusuf Orti”, yalnızca Hemşince bir ağıt olmaktan çıkarak Türkiye genelinde tanınan bir eser haline geldi.
Ayşenur Kolivar’ın yorumu, ağıdın duygu dünyasını filmin hikâyesiyle birleştirdi. Yusuf’un annesinin oğluna seslenişi, filmin sonunda ölüm ve ayrılık duygusuyla birleşerek izleyicide güçlü bir etki bıraktı.
Daha sonra eser farklı platformlarda ve televizyon yapımlarında da kullanıldı. Örneğin “Karadayı” dizisinde de “Da İm Yusuf Orti”ye yer verildi. ATV’nin dizi arşivinde eser, Hemşince bir ağıt olarak tanımlanıyor ve dizide kaybedilen insanların ardından yaşanan acıyla ilişkilendiriliyor.
Bugün eserin etkisinin bu kadar güçlü olmasının nedeni yalnızca melodisi değil. “Da İm Yusuf Orti”, bir annenin oğluna seslenişi üzerinden gurbeti, ölümü, ayrılığı ve evlat acısını anlatıyor.
Belki de bu nedenle sözlerini anlamayan insanlar bile eseri dinlediğinde ağıdın taşıdığı duyguyu hissedebiliyor.
“Da İm Yusuf Orti”nin hikâyesi, tek bir kişinin başından geçen doğrulanmış bir ölüm öyküsünden çok daha geniş bir kültürel hafızaya dayanıyor. Hemşin kadınlarının yas anlatma geleneği, geleneksel ezgi, Ayşenur Kolivar’ın yorumu ve Özcan Alper’in “Sonbahar” filmi aynı noktada buluşarak bu ağıdı günümüze taşıdı.
Bu yönüyle “Da İm Yusuf Orti”, Karadeniz’in sözlü kültürünün sinema aracılığıyla geniş kitlelere ulaşmasının en çarpıcı örneklerinden biri olarak yaşamaya devam ediyor.




