Ünlü rock sanatçısı ve Ahbap Derneği’nin kurucusu Haluk Levent hakkında yürütülen adli bir soruşturma kapsamında, magazin ve hukuk dünyasında çok konuşulacak bir gelişme yaşandı. Soruşturma dosyasında yer alan belgelere göre, ünlü sanatçının eski makam şoförü İlker Çetin’in savcılık makamına verdiği ifade ve iddialar gündeme bomba gibi düştü.
Yargı sürecine giren şok ifadede, Haluk Levent’in Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) gerçekleştirdiği bazı seyahatlerde yüksek meblağlarla kumar oynadığı ve bu süreçteki para trafiğinde makam şoförünün şahsi banka hesabını kullandığı öne sürüldü.
"Hesabımı Kullandırarak Kendisine Jeton Aldırıyordu"
Eski makam şoförü İlker Çetin, yürütülen soruşturmanın seyrini etkileyebilecek nitelikteki ifadesinde, Levent'in Kıbrıs seyahatlerindeki alışkanlıklarına ve iddia ettiği para trafiğine dair şu dikkat çekici beyanlarda bulundu:
"Haluk Levent, Kıbrıs'a gittiği zaman kumar oynardı. Ben kumar salonlarında yanında bizzat bulunmuyordum, bu sebeple oyun anlarını doğrudan bilmiyorum ancak benim şahsi banka hesabımı kullandırarak kumarhaneden kendisine jeton aldırıyordu."
Çetin, bu durumun her Kıbrıs seyahatinde yaşanmadığını, özellikle adada düzenlenen konser programları ve sahne çalışmaları kapsamında Kıbrıs'a gidildiğinde bu yönteme başvurulduğunu ileri sürdü.
"Hesabımda 2 Milyon TL'ye Yakın Miktarlar Gördüm"
Şoför Çetin’in ifadesinde en çok dikkat çeken noktalardan biri de şahsi banka hesabı üzerinden döndüğünü iddia ettiği paranın miktarı oldu. İşlemler sırasında gözüne çarpan rakamların büyüklüğünü vurgulayan Çetin, ifadesini şu sözlerle sürdürdü:
"Her zaman Kıbrıs'a gitmiyorduk. Konser olduğu zamanlarda Kıbrıs'a gittiğimizde benim hesabım üzerinden yapılan işlemlerde 1 milyon TL'nin üzerinde, yaklaşık 2 milyon TL civarında gözüme çarpan yüksek miktarlar vardı."
Hukuki Süreç Devam Ediyor: Masumiyet Karinesi Esas
Eski şoför İlker Çetin tarafından dile getirilen ve soruşturma dosyasına resmen giren bu iddialar, adli makamlarca dijital veri ve banka kayıtları gibi diğer somut delillerle birlikte titizlikle incelenecek.
Söz konusu iddiaların henüz bir mahkeme kararıyla kesinleşmediğini, adli süreçteki bir "ifadeden" ibaret olduğunu belirtmek gerekiyor. Ceza hukukunun en temel direği olan "Masumiyet Karinesi" uyarınca, bir kişi hakkında kesinleşmiş bir mahkeme hükmü verilinceye kadar suçsuz kabul edilmesi yasal bir zorunluluktur.





