İnternette sahte hesap veya VPN kullanarak tehdit, ölüm korkusu, halkta panik oluşturma ve suça teşvik içerikleri paylaşanların tespit edilemeyeceği düşüncesi gerçeği yansıtmıyor. Türkiye’de Siber Suçlarla Mücadele birimleri dijital izleri farklı kaynaklardan birleştirerek şüphelilere ulaşırken, 18 yaş altındaki çocuklar da yaşlarına göre ceza sorumluluğuyla karşı karşıya kalabiliyor.
Türkiye’de özellikle sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları ve kapalı gruplar üzerinden işlenen suçlara yönelik operasyonlar son dönemde hız kazandı. Sahte hesap açmak, VPN kullanmak veya farklı kullanıcı adlarıyla paylaşım yapmak bazı kullanıcıların “beni bulamazlar” düşüncesine kapılmasına neden olurken, adli soruşturmalarda yalnızca görünen IP adresine bakılmıyor.
Emniyet birimleri; hesap hareketleri, platform kayıtları, cihaz incelemeleri, telefon ve abonelik bilgileri, dijital materyaller, açık kaynak verileri ve soruşturma kapsamında elde edilen diğer delilleri birlikte değerlendirerek şüphelilerin kimliğine ulaşabiliyor. VPN kullanımı tespiti zorlaştırabilse de kullanıcıyı otomatik olarak görünmez veya dokunulmaz hale getirmiyor. Anayasa Mahkemesi kararlarında yer alan teknik incelemeler de soruşturmalarda CGNAT, abonelik bilgileri, cihaz verileri ve sunucu kayıtları gibi birden fazla veri kaynağının birlikte kullanılabildiğini gösteriyor.
VPN ile suç işleyenler bulunabilir mi?
Google’da sık yapılan “VPN ile suç işleyen bulunur mu?”, “VPN kullanan kişi tespit edilir mi?”, “sahte hesaptan tehdit eden kişi bulunur mu?” gibi aramaların ortak yanıtı şu: VPN tek başına kimliği tamamen gizleyen bir kalkan değil.
VPN, internet bağlantısının yönlendirildiği noktayı değiştirip trafiği şifreleyebilir. Ancak suç soruşturmasında yalnızca son görünen IP adresi incelenmez. Şüphelinin kullandığı hesaplar, giriş zamanları, cihazlar, telefon numaraları, e-posta hesapları, platformlara verilen bilgiler ve diğer dijital deliller bir arada değerlendirilebilir.
Bu nedenle sosyal medyada sahte hesap üzerinden ölüm tehdidi, şantaj, hakaret, halk arasında korku ve panik yaratma, suçu ve suçluyu övme veya halkı kin ve düşmanlığa tahrik niteliğinde paylaşımlar yapmak, hesabın sahte veya VPN bağlantılı olması nedeniyle cezasız kalmıyor.
2026 yılında da bu tür içeriklere yönelik geniş çaplı operasyonlar gerçekleştirildi. İçişleri Bakanlığı verilerine dayanan haberlerde, sosyal medya platformlarında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve “suç işlemeye tahrik” kapsamında değerlendirilen 326 hesap yöneticisinin tespit edildiği, ilk aşamada 54 şüphelinin yakalandığı duyuruldu.
Sosyal medyada tehdit ve panik paylaşımlarına operasyon
2026’daki okul saldırılarının ardından dijital platformlarda saldırganlığı öven, yeni saldırı tehdidi içeren veya korku oluşturduğu değerlendirilen paylaşımlar da güvenlik birimlerinin takibine girdi.
İçişleri Bakanlığına ilişkin yayımlanan raporda, Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş Onikişubat’taki olayların ardından saldırgan içerik paylaşan 481 hesap yöneticisi veya kullanıcısı hakkında işlem süreci başlatıldığı, binlerce URL hakkında içerik çıkarma veya erişim engelleme işlemi yapıldığı belirtildi. Telegram’da “C31K” adıyla faaliyet gösteren 259 kanalın kapatıldığı, ilgili soruşturmalarda 5 kişinin tutuklandığı ve 19 kişi hakkında adli kontrol uygulandığı aktarıldı.
Üsküdar’da bir okulun ismi verilerek Telegram üzerinden saldırı yapılacağı yönünde mesajlar paylaşılması üzerine de “halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit” suçundan soruşturma başlatıldığı basına yansıdı.
Son örneklerden biri de 3 Eylül 2026’da yaşandı. Sosyal medya içerikleri nedeniyle iki kişi hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçundan soruşturma başlatıldığı ve gözaltı işlemi uygulandığı bildirildi.
18 yaş altındakiler ceza alır mı?
İnternette en fazla yanlış bilinen konulardan biri de “18 yaşından küçüğüm, ceza almam” düşüncesi.
Türkiye’de 18 yaşından küçükler çocuk kabul edilse de bu durum tüm çocukların ceza sorumluluğunun olmadığı anlamına gelmiyor. 18 Ağustos 2026’da Resmî Gazete’de yayımlanan 7593 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, çocukların ceza sorumluluğuna ilişkin hükümleri de değiştirdi.
Yeni düzenlemeye göre 12 yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu bulunmuyor; haklarında çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabiliyor. 12-15 yaş grubunda ise çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği değerlendiriliyor.
15 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşını doldurmamış çocuklarda ise ceza sorumluluğu bulunuyor, ancak yaş küçüklüğüne ilişkin özel hükümler uygulanıyor. Ağustos 2026’daki değişikliklerle bazı suçlarda uygulanabilecek ceza sınırları da artırıldı.
Dolayısıyla sosyal medyada “şaka yaptım”, “VPN açtım”, “sahte hesaptaydım” veya “18 yaşından küçüğüm” düşüncesi, tehdit ya da başka bir suç işlendiğinde otomatik bir cezasızlık sağlamıyor.
İnternette işlenen suçlar dijital iz bırakıyor
Türkiye’de Siber Suçlarla Mücadele birimlerinin yürüttüğü operasyonlar, internet ortamındaki suçların sokaktaki suçlardan bağımsız değerlendirilmediğini gösteriyor.
2026 yılı boyunca sosyal medya üzerinden suç örgütlerini öven içerikler, yasa dışı bahis ve dolandırıcılık faaliyetleri ile farklı siber suçlara yönelik yüzlerce şüpheli hakkında işlem yapıldı. Bazı operasyonlarda onlarca ve yüzlerce kişi aynı anda yakalandı.
İnternette “VPN kullanırsam bulunur muyum?”, “Instagram sahte hesap bulunur mu?”, “Telegram’dan tehdit eden bulunur mu?”, “18 yaş altı siber suç cezası nedir?” sorularının giderek daha fazla aranmasının arkasında da bu operasyonlar bulunuyor.
Siber suç soruşturmalarında dijital izlerin farklı delillerle birleştirilmesi, sahte hesap ve VPN kullanımının sanıldığı kadar koruyucu olmadığını ortaya koyuyor. Özellikle tehdit, korku ve panik oluşturma, şantaj, dolandırıcılık ve suç işlemeye teşvik gibi eylemler çevrim içi ortamda gerçekleştirildiğinde de ceza soruşturmasına konu olabiliyor.




