KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesi tarafından, Karadeniz'in biyolojik zenginliğinin tanınması ve korunmasına yönelik yürütülen AB destekli BIOBLACK Projesi kapsamında düzenlenen çalıştayda konuşan Prof. Dr. Coşkun Erüz, Karadeniz'in fiziksel yapısında ciddi bir değişim yaşandığına dikkat çekti. Erüz, "Küresel ısınmaya bağlı olarak Karadeniz'in deniz suyu sıcaklığı hızla artış gösteriyor. Bu sıcaklaşmada buharlaşmanın fazla olması ve tuzunun artmasıyla birlikte Karadeniz'in dip ve üst tabakası arasındaki etkileşim artmaya başladı. Bu Karadeniz'de balık ve diğer üstyapı organizmalarının yaşayabileceği oksijenli su kütlesinde daralmalar başladı. Daha önce 200 metreye kadar olan derindeki sular oksijence zengin sular iken şimdi bu derinlik yer yer 100 metrelere kadar çıkabiliyor" dedi.

Türkiye, Bulgaristan ve Romanya'dan proje ortakları ile paydaşların katıldığı çalıştayda, Karadeniz'e kıyısı bulunan ülkelerde gerçekleştirilen araştırmalar değerlendirildi; katılımcılar kendi ülkelerindeki mevcut durumu ve önümüzdeki dönemde izlenecek yol haritalarını paylaştı.

Bilimsel Veriler: Isınma Hızlanıyor

Son yirmi yılı kapsayan uydu tabanlı ölçümler, Erüz'ün sahada gözlemlediği tabloyu sayısal olarak da doğruluyor. 1982-2021 dönemini kapsayan geniş çaplı bir uydu verisi analizi, Karadeniz'de deniz yüzeyi sıcaklığındaki artışın bölgedeki diğer denizlere kıyasla en belirgin seviyede gerçekleştiğini ortaya koydu; doğu Karadeniz'de on yılda 0,8 santigrat dereceye varan ısınma trendleri tespit edildi. Aynı çalışmada, 2000'li yıllardan itibaren ısınmanın hızlandığı, uzun dönemli ortalama artış trendinin on yılda 0,57 dereceden 0,68 dereceye yükseldiği belirlendi.

2003-2024 dönemini merceğe alan daha yakın tarihli bir araştırma ise Karadeniz'in batı kesiminde bölgeye göre değişmekle birlikte toplamda 2,0-2,5 santigrat derecelik bir ısınma tespit etti; kıyı ve şelf bölgelerinde ısınmanın açık denize göre daha da belirgin olduğu görüldü. Aynı çalışma, 2022 yılı civarında sıcaklık artışının hız kazandığı yeni bir dönüm noktasına işaret ediyor. Avrupa Birliği'nin deniz izleme servisi Copernicus verilerine göre de Karadeniz, uydu gözlemlerinin başladığı dönemden bu yana küresel ortalamanın üzerinde bir hızla ısınan denizler arasında yer alıyor.

Oksijensiz Katman: Karadeniz'in Kronik Sorunu

Karadeniz, dünyanın en büyük doğal anoksik (oksijensiz) su kütlesine sahip denizlerinden biri olarak biliniyor. Denizin yüzeye yakın katmanları oksijence zenginken, yaklaşık 100-200 metreden itibaren başlayan derin tabaka doğal olarak hidrojen sülfür bakımından zengin ve oksijensiz bir yapıya sahip. Bilim insanlarının yıllardır izlediği kritik gösterge, bu iki tabaka arasındaki sınırın -yani canlı yaşamının sürdürülebildiği oksijenli katmanın kalınlığının- zamanla nasıl değiştiği.

Karadeniz'in kuzeybatı şelfinde 1973-2000 dönemini kapsayan bir araştırma, yaz-sonbahar aylarında piknoklin altında oluşan hipoksi (düşük oksijen) alanlarının genişlediğini, bu sürecin özellikle 1990'ların başından itibaren hızlandığını ortaya koymuştu. Marmara Denizi'ndeki oksijen dinamiklerini Karadeniz kaynaklı yüklerle ilişkilendiren daha güncel değerlendirmeler de, 1990'ların başında gözlenen çözünmüş oksijen seviyelerinin bugün özellikle doğu havzalarda dörtte birin altına, yaklaşık 80 mikromolardan 20 mikromolar seviyesinin altına gerilediğini gösteriyor.

Isınmanın Mekanizması: Neden Oksijen Azalıyor?

Uzmanlara göre sıcaklık artışı ile oksijen azalması arasındaki bağlantı birkaç mekanizmayla açıklanıyor. Sıcak suyun soğuk suya kıyasla daha az oksijen çözebilmesi, ilk ve en temel etken olarak öne çıkıyor. Bunun yanında yüzey suyunun ısınmasıyla artan buharlaşma, tuzluluk oranını yükseltiyor ve bu da yüzey ile dip tabakalar arasındaki yoğunluk farkını artırarak iki katman arasındaki karışımı zorlaştırıyor. Kış aylarında oluşması gereken ve derin sulara oksijen taşınmasında kritik rol oynayan "soğuk ara tabaka"nın (CIL) daha zayıf oluşması da, güncel araştırmalarda ısınmanın hızlandığı 2010'ların sonundan itibaren gözlemlenen bir diğer önemli gelişme olarak kayıtlara geçti.

İnsan Kaynaklı Baskılar: Kirlilik ve Aşırı Avcılık

Prof. Dr. Erüz, sıcaklık artışının yanı sıra kirlilik ve aşırı avcılığın da Karadeniz ekosistemi üzerindeki baskıyı artırdığını vurguladı. Tuna Nehri başta olmak üzere kıyı ülkelerinden denize taşınan azot ve fosfor yükleri, geçtiğimiz yirmi-otuz yıl boyunca bölgede ötrofikasyon (aşırı besin yüklenmesi) sürecini tetikleyen başlıca unsurlardan biri oldu. Bu süreç, önce Marmara Denizi'nde de benzer bir tabloya yol açmış; alt tabaka oksijen derişiminin hipoksi sınırı olan litre başına 2,0 miligramın altına düştüğü tespit edilmişti. 1995 sonrasında nehirlerle taşınan kirlilik yüklerinin nispeten azalmasına rağmen, oksijen değerlerinin kritik eşiğin altında seyretmeye devam ettiği kaydedildi.

Ekosistem ve Balıkçılık Üzerindeki Etkiler

Erüz'ün de vurguladığı gibi oksijenli su kütlesinin daralması, balıklar ve diğer deniz canlılarının yaşayabileceği alanın fiilen küçülmesi anlamına geliyor. Bu durum, canlıların daha sığ ve sınırlı bir su kolonuna sıkışmasına, besin ve yaşam alanı rekabetinin artmasına neden oluyor. Bilim insanları, bu tabloyu Karadeniz'deki biyoçeşitlilik kaybı ve bazı balık popülasyonlarındaki gerilemeyle doğrudan ilişkilendiriyor.

Uluslararası İşbirliği Sürüyor

Karadeniz'in korunmasına yönelik BIOBLACK Projesi gibi girişimler, kıyıdaş ülkelerin bilimsel verilerini bir araya getirerek ortak bir izleme ve koruma stratejisi geliştirmeyi amaçlıyor. Çalıştayda, ülkeler arasında geliştirilebilecek işbirlikleri ve ortak projeler üzerine de görüş alışverişinde bulunuldu. Uzmanlar, sıcaklık artışının küresel iklim değişikliğiyle bağlantılı olması nedeniyle sorunun yalnızca yerel önlemlerle değil, uzun vadeli ve uluslararası ölçekli bir mücadeleyle sınırlandırılabileceğine dikkat çekiyor.

Sürmanşet Haber Dergisi’nin Yeni Sayısı “Gastronomi Şehri Samsun” Temasıyla Geliyor
Sürmanşet Haber Dergisi’nin Yeni Sayısı “Gastronomi Şehri Samsun” Temasıyla Geliyor
İçeriği Görüntüle

Kaynaklar:

  • KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesi / BIOBLACK Projesi Açıklaması
  • Copernicus Marine Environment Monitoring Service (CMEMS)
  • Ocean Science (Long term trends in the sea surface temperature of the Black Sea)
  • Water (MDPI) – Warming and Reorganization of Sea Surface Temperature Variability in the Western Black Sea, 2003–2024
  • ScienceDirect – Sea surface temperature and marine heatwave variability in the Black-Marmara-Aegean Seas
  • Physical Oceanography (Springer) – Climatic and hydrophysical conditions of hypoxia development on the northwest shelf of the Black Sea
  • T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı / ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Raporları