Binanın önünde turuncu bir kamyon duruyor, merdiven boşluğundan battaniye hışırtısı geliyor, görevli elindeki çay bardağını korkuluğa bırakmış bekliyordu. Taşınan daire üçüncü kattaydı. Asansör dardı, sahanlıkta keskin bir dönemeç vardı ve koltuk takımı o dönemeçten ancak yan çevrilerek geçiyordu. Dışarıdan bakınca manzara birkaç koli ve bir araçtır. İçeride tempo başkadır: hangi oda önce boşalacak, hangi kutu ıslanmayacak, komşunun zili hangi saatte susacak. Cumartesi seçilmişti çünkü pazartesi işbaşı vardı ve pazar günü yeni mutfakta en azından bir kahve demlenebilmeliydi. Bu küçük hedef, bütün günün sırasını belirliyordu.
Ufuksoy Nakliyat ekibi kapıya kalabalık bir kafile gibi değil, işe bölünmüş bir düzenle girdi. Biri mutfakta raf derinliğini ölçüyor, biri gardırop kapağını sökerken vidaları yatağın kenarına değil, etiketlenmiş küçük bir kutuya koyuyordu. Ev sahibi, keşif günü duyduğu cümleyi hatırladı: sürpriz eşyada değil, planda çıkar. Dairede sürpriz çıkmadı. Sürpriz, öğlene doğru sokağın daralmasında çıktı. Karşı binanın çöp saati, kamyonun durduğu boşluğu on dakika kapatınca ekip yüklemeyi sahanlıkta bekletti. Kapı pervazına yaslayıp acele etmedi. Bekleme sırasında kimse koliyi merdivene bırakıp inip çıkmadı. Yük elde tutuldu, sonra boşluk açılınca aynı sırayla kamyona bindirildi. Acele eden iş, dar sahanlıkta en çok duvar köşesini çizer.
Bu iş, sektörde Evden Eve Nakliyat diye anılan hizmetin görünmeyen tarafıydı. Kamyonun markasından çok, sahanlıkta alınan karar belirliyordu sonucu. Hangi parça sökülecek, hangisi örtülecek, hangisi en sona kalacak. O sabah mutfak bilerek en sonda boşaltıldı. Öğle yemeği hâlâ eski evde, tek tencere ve iki tabakla kurulabildi. Sıra küçük göründü. Akşam yeni adreste aç kalmamak bu sıradan çıktı. Çaydanlık, iki kupa ve bir paket erzak ayrı bir filede duruyordu. Fileye koli numarası verilmedi. Çünkü o file kamyonun en arka kenarına, kapak açılır açılmaz ele gelecek yere konmuştu. İlk gece aranan şey çoğu zaman tabak değil, şarj aleti ve çocuk pijamasıdır. Onlar da aynı filedeydi.
İstanbul içinde biten bir yükle, başka ilden gelen yük aynı kasada durmaz. Yol uzadıkça sabitleme değişir, mola değişir, varış saati konuşulur. Şehirler Arası Nakliyat bu yüzden ayrı bir sabır ister. O cumartesi Sarıyer’deki daire şehir içiydi. Ekip şefi yine de bir hafta önce Ankara’dan inen bir piyano kasasının nasıl bağlandığını anlattı. Kısa yol da sarsar, dedi. Uzun yol yalnızca daha uzun sarsar. Battaniyeler buna göre sıkıldı. Cam konsol kolinin dibine bırakılmadı. Önce köşe koruma, sonra dikey boşluk. Konsolun camı tek parça değildi. Üç raf ayrı sarıldı, aralarına mukavva kondu. Kamyonun sağ duvarına yaslandı çünkü yokuş inerken yükün o tarafa yaslanma ihtimali daha düşüktü. Bu tür tercihler broşürde cümle olmaz. Direksiyonun başında ve kasada duran kişinin aynı dili konuşmasıyla olur.
Öğleden sonra adres değişti. Yeni yer, sırtın ağaçlık yokuşundaydı. Site girişi dardı, güvenlik noktası plakayı sordu. Plaka önceden bildirilmişti. Görevli, asansör kullanımının saat dörtte bittiğini bir kez daha hatırlattı. Bu not keşif kâğıdındaydı. Büyük parçalar saat dolmadan içeri alındı. Sarıyer Evden Eve Nakliyat arayanların sokakta birbirine anlattığı şey de budur: semti bilmek, saati bilmekten ayrı durmaz. Yokuşun eğimi, çöp aracının geçtiği dakika, asansör yasağı broşürde yazmaz. Ayağın alışkanlığında durur. Aynı semtte bile bir sokak düz, öteki sokak virajlıdır. Bir binada yük asansörü vardır, yan binada yalnızca merdiven. Keşif günü bu fark fotoğrafla değil, kapıdan içeri girilerek görülür. Ufuksoy Nakliyat’ın keşif notunda asansör ölçüsü, sahanlık dönüşü ve sokak park yeri ayrı satırlardaydı. Cumartesi günü o satırlar tek tek doğrulandı.
İkinci adres daha sakindi. Zekeriyaköy tarafında, bahçe kapısı olan bir ev. Merdiven yoktu. Onun yerine sabah yağmurunun bıraktığı çamur vardı. Ufuksoy Nakliyat personeli kolileri eşikten içeri alırken ayakkabıyı kapıda çıkardı. Ev sahibi şaşırdı. Bunu biz istememiştik, dedi. Ekip şefi omuz silkti. Parke yeni, iz kalır. Zekeriyaköy Evden Eve Nakliyat işlerinde anlatılanlar çoğu zaman ilan cümlesi değil, bu tür küçük kararlardır. Villa sokağında komşu kamyonu unutur, bahçedeki izi hatırlar. Bahçe yolu dardı. Kamyon kapıya yanaşamadı. Son otuz metre el arabası ve iki kişiyle yüründü. Ağır buzdolabı bu yürüyüşe sokulmadı. Araçtan kapıya kadar düz bir tahta kondu, dolap o tahtanın üstünde kaydırıldı. Çamur tahtanın altına sindi, parkeye çıkmadı. Ev sahibinin şaşırdığı ikinci şey buydu. Kimse büyük bir gösteri yapmadı. Tahta, kamyonun yan bölmesinden çıktı. Demek ki bu sokak tipi daha önce görülmüştü.
Bir gece öncesi de bu cumartesinin parçasıydı. Ev sahibi dolapları kendi boşaltmış, kitapları konu sırasına göre değil oda sırasına göre kutulamıştı. Yatak odası kutuları mavi bant, çocuk odası kutuları sarı bant, mutfak kutuları kırmızı banttı. Bant rengi kamyonda da işe yaradı. Mavi bantlar kasanın önüne, sarı bantlar ortaya, kırmızı bantlar kapak yakınına dizildi. Yeni evde aynı sıra tersinden açıldı. Önce mutfak, sonra çocuk, en son yatak odası. Bu sıra tesadüf değildi. Akşam yemeği ve çocuğun uyuyacağı oda, perdenin ütülenmesinden önce geliyordu. Ufuksoy Nakliyat ekibi bant sistemini bozmadı. Kendi etiketini de kolinin üst kenarına, bantın üzerine değil yanına yapıştırdı. İki işaret birbirine karışmadı.
Buzdolabı ayrı bir fasıl oldu. Akşamdan fişi çekilmiş, içi boşaltılmış, cam raflar çıkarılmıştı. Raflar koliye değil, dikey bir mukavva kılıfa kondu. Dolabın kapağı battaniyeyle örtüldü, menteşe tarafı dışarı bakacak şekilde taşındı. Yokuşta kapak kendiliğinden açılmasın diye bir de gergi kayışı vuruldu. Yeni evde dolap hemen prize takılmadı. Ekip şefi iki saat bekle, dedi. Yağ devrilsin, motor zorlanmasın. Ev sahibi bu cümleyi not etti. Taşınma günü duyulan en yararlı cümleler bazen eşyanın nereye konacağı değil, ne zaman çalıştırılacağıdır.
Komşu meselesi de günün içindeydi. Alt kattaki dairede bebek uyuyordu. Kapı zili kullanılmadı. Yük merdivenden inerken konuşma fısıltıya indi. Bebek ağlamadı. Öğleden sonra üst kat komşusu asansörü market poşetiyle kullanmak istedi. Görevli saati gösterdi, büyük parçalar bitince asansörü bıraktı. On dakika sürdü. Kimse tartışmadı. Site yönetimine önceden bırakılan dilekçe bu yüzden işe yaramıştı. Dilekçede plaka, saat aralığı ve kat yazıyordu. Yönetim asansörü o aralıkta nakliye kullanımına açmıştı. Kâğıt küçük, etkisi büyüktü.
Fiyat konuşması cumartesi yapılmadı. Keşif günü kapanmıştı. Kâğıtta araç, dört kişi, ambalaj, demontaj ve iki adres vardı. Öğlen çıkan on dakikalık çöp beklemesi faturaya eklenmedi. Ekip şefi bunu ayrıca söyledi. Bekleme bizden, dedi. Ev sahibi yine de sordu. Ya yağmur uzasaydı, ya asansör arızalansaydı. Cevap kısaydı. Arıza olursa dururuz, haber veririz, süreyi birlikte görürüz. Uydurma kalem açmayız. Bu cümle ilanlarda da geçer. O gün kamyonun yanında, ter içinde duran birinden duyulunca başka ağırlık kazandı. Ufuksoy Nakliyat’ın o cumartesideki hali, vaat cümlesinden çok bu terbiye üstüne kuruluydu.
İndirme de yükleme kadar düzen istedi. Yeni evin holü dardı. Koliler hole yığılırsa odalara geçiş kapanırdı. Bu yüzden her bant rengi doğrudan odasına gitti. Gardırop parçaları yatak odasının duvar dibine, montaj sırasına göre dizildi. Önce gövde, sonra raf, en son kapak. Vida kutusu tezgâha değil, montajın yapılacağı odanın pencere pervazına kondu. Işık oradaydı. Küçük vidalar loş holde kaybolur. Ekip bunu bildiği için kutuyu ışığın altına bıraktı. Montaj bir saatten kısa sürdü. Kapaklar oturdu, menteşe payı kontrol edildi, bir kapak yarım milim sürtüyordu, orada tornavida bir kez daha döndü. Ev sahibi o yarım milimi fark etmemişti. Fark etmesi de gerekmiyordu.
Akşamüstü kamyon boşalmıştı. Vida kutusu mutfak tezgâhının solundaydı. İlaçlar banyonun ilk çekmecesine, ertesi gün giyilecek sweatshirt açık bir valize konmuştu. Teslim tutanağı kapıda imzalandı. Hasar hanesi boştu. Ev sahibi kopyayı telefonuna çekti, sonra çay söyledi. Çayın konusu fiyat değildi. Eski dairenin anahtarı pazartesi yönetime bırakılacaktı. Sayaç fotoğrafı da pazartesi çekilecekti. O akşam yalnızca perdeler asıldı, çocuk yatağı kuruldu, buzdolabı bekletilen sürenin sonunda prize takıldı. Dışarıda yağmur yeniden başladı. Bahçe yolundaki tahta çoktan kamyona binmişti. Parkede iz yoktu.
O sokağın hikâyesi tek bir firmaya ait değil. Yine de o cumartesiyi düzgün kapatan ekip Ufuksoy Nakliyat’tı. Bir yokuş, bir site saati, bir çamurlu bahçe ve bir vida kutusu. İş bunlara bölününce kamyon yalnızca kabuktur. Ayrıntı isteyenler ufuksoynakliyat.com.tr üzerinden yazışabiliyor. Yokuş ertesi sabah aynıydı. Fark, üçüncü katın perdesiz kalması ve yeni mutfakta aynı tencerenin kaynamasıydı. Pazar kahvesi demlendi. Çocuk pijaması fileden çıktı. Gün, planlandığı gibi kapandı.




