Samsun'un tarihî ve kültürel hafızasında önemli yer tutan ancak günümüzde izleri büyük ölçüde kaybolan üç miras, Sakin Şehir programında yeniden gündeme geldi. Gazeteci-yazar Recep Yazgan'ın hazırlayıp sunduğu programın beşinci bölümüne konuk olan şair ve yazar Adnan İpekdal, Samsun Mevlevihanesi, Bafra açıklarında karaya oturan Tirimüjgan gemisi ve Sultan Abdülaziz Namazgâhı hakkında değerlendirmelerde bulundu. İpekdal, bu mirasların korunması ve hatıralarının yaşatılması için yerel yöneticilere çağrı yaptı.

Samsun'un kayıp tarihî mirasları konuşuldu

Program, Adnan İpekdal'ın kaleme aldığı "Hüsn-ü Hazan" adlı kitabında yer alan ve Samsun Büyük Cami'yi konu alan şiirle başladı.

Yayında, Osmanlı döneminden bugüne ulaşamayan tarihî yapıların yanı sıra Samsun'un denizcilik geçmişinde iz bırakan olaylar da ele alındı.

İpekdal, tarihî mirasların yalnızca geçmişe ait hatıralar olarak kalmaması, araştırılarak gelecek nesillere aktarılması gerektiğini vurguladı.

Samsun Mevlevihanesi yeniden yapılabilir mi?

Programın ilk bölümünde, Samsun'un Osmanlı dönemindeki önemli kültür ve inanç merkezlerinden Mevlevihane'nin geçmişi değerlendirildi.

Tarihî araştırmalara göre Samsun'da Mevlevihane varlığı 16. yüzyılın ikinci yarısına kadar uzanıyor. Konya Mevlânâ Müzesi arşivindeki kayıtlarda 1852-1853 yıllarında da dergâhın izlerine rastlanıyor.

1862 yılında Musalla olarak bilinen bölgede yeniden kurulması için girişimlerde bulunulan Mevlevihane, Hafız Ali Dede döneminde semahane ve derviş hücrelerinden oluşan bir yapı olarak faaliyete geçti.

1869 Büyük Samsun Yangını'nda ağır hasar gören yapının sonraki yıllarda onarılmaya çalışıldığı, ancak zaman içinde tarihî varlığını kaybettiği biliniyor.

Programda akademisyenler Osman Köse, Yakup Şafak ve Cafer Sadık Yaran'ın araştırmalarına değinilerek Mevlevihane'nin bugünkü Cumhuriyet Meydanı çevresinde, eski Musalla mevkiinde bulunduğu aktarıldı.

Recep Yazgan, geçmişte Samsun Gelişim Derneği tarafından Kenan Şara döneminde gündeme getirilen ve Bârihüdâ Tanrıkorur'un çizimleriyle desteklenen yeniden ihya girişimini de hatırlattı.

Adnan İpekdal, Mevlevihanelerin Türk musikisi, hat sanatı ve edebiyat açısından önemli merkezler olduğunu belirterek Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan'a çağrıda bulundu.

İpekdal, tarihî merkezin aslına uygun biçimde araştırılarak yaşayan bir kültür ve sanat mekânı olarak Samsun'a yeniden kazandırılmasını önerdi.

Tirimüjgan gemisinin Bafra açıklarında biten yolculuğu

Programda ele alınan ikinci tarihî miras, Osmanlı donanmasında görev yapmış Tirimüjgan gemisi oldu.

Adını Sultan II. Abdülhamid'in annesi Tirimüjgan Sultan'dan alan gemi, Osmanlı Devleti'nin son döneminde askerî ve lojistik görevlerde kullanıldı.

İpekdal'ın aktardığına göre gemi, 31 Mart 1920 tarihinde Kızılırmak'ın Karadeniz'e döküldüğü bölgede, Bafra Feneri açıklarında fırtınaya yakalanarak karaya oturdu. Gemide çıkan yangın ve yaşanan su baskını da kazanın sonuçlarını ağırlaştırdı.

Programda, gemide bulunan askerler, muhacirler ve sivil yolcuların kurtarılma sürecinde büyük zorluklarla karşılaştığı anlatıldı. İpekdal, olayın Samsun'un denizcilik tarihi açısından daha kapsamlı araştırılması gerektiğini söyledi.

Tarihî geminin Bafra açıklarında kalan batığı, 2017 yılında yeniden gündeme gelmişti. Batığın parçalar halinde denizden çıkarılarak hurda olarak değerlendirilmesine yönelik çalışmalar kamuoyunda tartışmalara neden olmuştu.

Samsunum gemisine Tirimüjgan adı verilsin önerisi

Adnan İpekdal, Tirimüjgan'ın hikâyesinin unutulmaması için Samsun Büyükşehir Belediyesine somut bir öneride bulundu.

İpekdal, belediye bünyesinde hizmet veren Samsunum gezi gemilerinden birine "Tirimüjgan Sultan" adının verilmesini istedi.

Bu adımın, geminin tarihî hatırasını yaşatabileceğini ve Samsun'un denizcilik geçmişine yönelik farkındalığı artırabileceğini belirtti.

Sultan Abdülaziz'in kayıp namazgâhı

Sakin Şehir programının bir diğer gündem maddesi ise Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz döneminde Samsun'da yaptırılan namazgâh oldu.

1863-1864 yıllarına tarihlenen namazgâhın yapısı günümüze ulaşmadı. Ancak Sultan Abdülaziz'in tuğrasını taşıyan mermer inşa kitabesi korundu.

Sanat tarihçisi Mehmet Sami Bayraktar'ın araştırmasına göre yaklaşık 2,25 metre yüksekliğindeki kitabe, Osmanlı arşiv belgeleri sayesinde Sultan Abdülaziz Namazgâhı ile ilişkilendirildi.

İpekdal, geçmişte Samsun Arkeoloji Müzesinde sergilenen kitabenin yeni Samsun Müzesi'nin deposunda tutulduğunu belirterek tarihî eserin ana teşhir salonuna çıkarılması çağrısında bulundu.

Abdülvahit Vardar'dan Erhan Usta'ya: MHP'yi karıştırmayın
Abdülvahit Vardar'dan Erhan Usta'ya: MHP'yi karıştırmayın
İçeriği Görüntüle

Namazgâhın yeri araştırılsın çağrısı

Osmanlı arşiv belgelerinde namazgâhın Çiçek Suyu Çeşmesi'nin yakınında bulunduğuna ilişkin bilgiler yer alıyor. Ancak yapının tam konumu henüz kesin olarak belirlenebilmiş değil.

Programda, namazgâhın bugünkü Cumhuriyet Meydanı ile Atatürk Parkı çevresindeki eski sahil hattında bulunmuş olabileceği değerlendirildi.

Adnan İpekdal, üniversiteler ve yerel yönetimlerin ortak arşiv çalışması yaparak yapının konumunu araştırmasını istedi.

Tarihî namazgâhın konumu ve mimari özellikleri yeterli kanıtlarla belirlenebilirse İlkadım sahilinde bir replikasının yapılabileceğini ifade etti.

Programda ayrıca günümüze ulaşmayan Kaptan Ağa Camii ve geçmişte Samsun'a getirildiği anlatılan Nâlin-i Şerif'e ilişkin tarihî kayıtların araştırılması gerektiği dile getirildi.

İpekdal'ın Mevlevihane'nin yeniden ihyası, Tirimüjgan adının yaşatılması ve namazgâh kitabesinin sergilenmesine yönelik önerileri, Samsun'un kültürel mirasının korunması konusunda yeni bir değerlendirme başlığı oluşturdu.