ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) yetkililerinin bazı NATO müttefiklerinden Rusya'ya yönelik açıklamalarında daha ölçülü bir dil kullanmalarını istediği öne sürüldü. Reuters'ın 30 Ekim 2026 tarihli haberine göre Washington, özellikle Litvanya, Letonya ve Estonya'ya mesaj iletti. Bu iddialar, Avrupa'da hükümetlerin vatandaşları savaş dahil olası krizlere karşı hazırlanmaya çağırdığı bir dönemde gündeme geldi.
Pentagon'dan Baltık ülkelerine Rusya uyarısı
Reuters'a konuşan, üçü Avrupalı ve biri ABD'li dört yetkiliye göre Pentagon, son haftalarda bazı NATO ülkelerinden Rusya tehdidine ilişkin kamuoyu açıklamalarını yumuşatmalarını istedi.
Kaynaklar, bu mesajların ikili görüşmelerde ve dostane bir üslupla iletildiğini belirtti. Benzer uyarıların başka Avrupa ülkelerine yapılıp yapılmadığı ise bilinmiyor.
İddiaya göre ABD yönetimi, Rusya'nın köşeye sıkıştığını ve giderek daha çaresiz adımlar attığını öne süren açıklamaların Avrupa'nın güvenliğine katkı sağlamadığını düşünüyor.
Rusya'yı kışkırtmayın mesajı
Haberde, Pentagon'un siyasi işlerden sorumlu müsteşarı Elbridge Colby'nin mesajları ileten isimlerden biri olduğu belirtildi.
Kaynaklardan birinin anlatımına göre Colby, Baltık ülkelerinden bir yetkiliyle görüşmesinde Rusya'nın kışkırtılmaması gerektiğini ifade etti.
Colby'nin özellikle Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in köşeye sıkışmış bir fareye benzetildiği açıklamaları yararsız bulduğu aktarıldı.
Estonya Başbakanı Kristen Michal da eylül ayının sonlarında Putin için benzer bir ifade kullanmış ve Rusya'nın Ukrayna'da zorlandıkça Avrupa'da sabotaj faaliyetlerine yöneldiğini savunmuştu.
Pentagon iddiaları doğrulamadı
Reuters'ın sorularını yanıtlayan Pentagon yetkilisi, müttefikler arasındaki özel görüşmeler hakkında yorum yapmayacaklarını bildirdi.
Dolayısıyla söz konusu uyarılar ABD Savunma Bakanlığı tarafından resmen doğrulanmış değil. İddialar, görüşmeler hakkında bilgi sahibi olduklarını belirten anonim kaynaklara dayanıyor.
Avrupa'da halka gıda, su, radyo ve el feneri tavsiyesi
NATO içindeki bu tartışma sürerken Avrupa'da sivil halkın olası krizlere hazırlanmasına yönelik çalışmalar da hız kazandı.
İngiltere hükümeti, 22 Ekim 2026'da "Be Ready" (Hazır Olun) adlı yeni bir hazırlık kampanyası başlattı. Hükümet, hanelerin temel hizmetlerin aksaması durumunda üç gün boyunca ihtiyaçlarını karşılayabilecek hazırlıkta olmasını öneriyor.
İngiliz makamlarının yayımladığı tavsiye listesinde şu malzemeler bulunuyor:
- Kişi başına günlük 3 litre içme suyu,
- En az üç günlük, uzun süre dayanabilen ve pişirme gerektirmeyen gıda,
- Pilli veya elle kurulabilen radyo,
- El feneri ve yedek piller,
- Şarj edilmiş taşınabilir batarya,
- İlk yardım malzemeleri ve gerekli ilaçlar,
- Battaniye, sıcak kıyafetler ve önemli belgeler.
İngiltere hükümeti, kampanyanın yalnızca savaş ihtimaline yönelik olmadığını; fırtına, sel, uzun süreli elektrik kesintisi ve siber olaylar gibi çeşitli acil durumları kapsadığını belirtiyor.
Avrupa Birliği'nin 72 saatlik hazırlık planı
Avrupa Birliği de Mart 2025'te açıkladığı Hazırlık Birliği Stratejisi kapsamında, vatandaşların büyük krizlerde en az 72 saat temel ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini hedefleyen bir yaklaşım benimsedi.
Strateji yalnızca askerî tehditleri değil, siber saldırıları, kritik altyapı kesintilerini, doğal afetleri ve diğer olağanüstü durumları da kapsıyor.
İsveç ise daha önce vatandaşlarına dağıttığı kriz ve savaş hazırlığı rehberinde su, gıda, ilaç ve alternatif haberleşme araçlarının evlerde bulundurulmasını tavsiye etmişti.
Avrupa ülkelerindeki bu hazırlıklar, yakın zamanda savaş çıkacağına ilişkin resmî bir karar veya açıklama anlamına gelmiyor.
Washington ile Avrupa arasında güvenlik yaklaşımı farklılaşıyor
Pentagon'un Rusya konusunda daha ölçülü açıklamalar istediği iddiası, Ukrayna savaşının diplomatik yollarla sona erdirilmesine yönelik yeni girişimlerle aynı döneme denk geliyor.
Washington'un müzakerelere ağırlık verdiği belirtilirken bazı Avrupalı yetkililer, Rusya kaynaklı güvenlik risklerinin kamuoyundan gizlenmemesi gerektiğini savunuyor.
NATO içinde bir tarafta gerilimi artırabilecek söylemlerden kaçınma yaklaşımı, diğer tarafta ise halkı olası tehditlere karşı bilgilendirme ihtiyacı öne çıkıyor.
Bu gelişmeler, Avrupa güvenliğinde diplomatik gerilimi azaltma çabalarıyla sivil savunma hazırlıklarının aynı anda yürütüldüğünü gösteriyor.





