Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Türkiye'nin farklı şehirlerinde düzenlenen Kültür Yolu Festivali, her yıl milyonlarca liralık bütçelerle hayata geçirilen dev bir organizasyon olarak kamuoyuna sunuluyor. Amaç; kültürü, sanatı ve turizmi buluşturmak, şehirlerin marka değerine katkı sağlamak ve vatandaşları kültürel etkinliklerle buluşturmak.
Ancak sahaya bakıldığında ortaya çıkan tablo, anlatılan hikâyeden oldukça farklı görünüyor.
Festivalin Samsun ayağı öncesinde yaşanan gelişmeler, organizasyonun şehirle ne kadar bütünleşebildiği konusunda ciddi soru işaretleri oluşturuyor. Özellikle kentin en önemli iletişim kanallarından biri olan yerel basının ve internet haber sitelerinin süreçten dışlanması, festivalin daha başlamadan eleştiri oklarının hedefi haline gelmesine neden oldu.
Bugün Samsun'da yüz binlerce kişiye ulaşan internet haber siteleri bulunuyor. Şehrin gündemini belirleyen, vatandaşın nabzını tutan ve kamuoyunu bilgilendiren bu yayın kuruluşlarının büyük bölümü festival hazırlık sürecinde yok sayıldı. Ne bir tanıtım iş birliği geliştirildi ne de yerel medya ile güçlü bir iletişim ağı kuruldu.
Oysa kamu kaynakları kullanılarak gerçekleştirilen böylesine büyük organizasyonların başarıya ulaşabilmesi için öncelikle şehrin kendi dinamikleriyle birlikte hareket edilmesi gerekir. Festival Samsun'da yapılıyorsa, Samsun medyasının, Samsun'un sivil toplum kuruluşlarının, meslek örgütlerinin, kültür sanat çevrelerinin ve yerel yönetimlerinin de sürecin doğal paydaşı olması beklenir.
Ancak görünen o ki organizasyonun iletişim stratejisi büyük ölçüde Ankara merkezli yürütülüyor. Etkinlik duyurularının önemli bölümü yalnızca bakanlığın resmi sosyal medya hesapları üzerinden paylaşılırken, şehirdeki yerel haber ağlarının gücünden yeterince faydalanılmıyor.
Bu durum beraberinde önemli bir soruyu getiriyor:
Eğer amaç vatandaşlara ulaşmaksa, neden vatandaşın her gün takip ettiği yerel medya kuruluşları sürecin dışında bırakılıyor?
Festival programlarının milyonlarca kişiye ulaştırılmak istendiği ifade edilirken, şehirde geniş kitlelere erişim sağlayan internet medyasıyla herhangi bir partnerlik modeli geliştirilmemesi ciddi bir iletişim eksikliği olarak değerlendiriliyor.
Üstelik sorun yalnızca tanıtımla da sınırlı değil.
Festivalin düzenlendiği birçok şehirde geçmiş yıllarda trafik yoğunluğu, kapanan yollar, ulaşım problemleri ve yetersiz organizasyon planlamaları nedeniyle vatandaşların günlük yaşamının olumsuz etkilendiğine dair çok sayıda şikâyet gündeme geldi. Şehirlerin mevcut yapısı dikkate alınmadan yapılan planlamalar, kültürel etkinliklerin önüne geçen yeni sorunlar üretebiliyor.
Samsun gibi nüfusu yoğun, ulaşım aksları belirli bölgelerde toplanmış bir şehirde bu tür organizasyonların çok daha hassas bir planlama anlayışıyla yürütülmesi gerekiyor. Bunun yolu da yerel paydaşları dinlemekten geçiyor.
Yerel basın yalnızca haber yapan kurum değildir. Aynı zamanda şehrin hafızasıdır, nabzıdır ve vatandaşın sesidir. Bu nedenle yerel medyanın dışlandığı bir iletişim modeliyle gerçekleştirilen kültür organizasyonlarının şehirle gerçek anlamda bütünleşebilmesi oldukça zordur.
Kültür Yolu Festivali elbette Samsun için önemli bir fırsat olabilir. Ancak bu fırsatın başarıya dönüşebilmesi için organizasyonun yalnızca sahnelerden ve konserlerden ibaret olmadığı unutulmamalıdır.
Şehrin insanını, kurumlarını ve medyasını sürecin dışında bırakan bir anlayışla hareket edildiğinde ortaya çıkan tablo; kültür ve sanatın yaygınlaştırılmasından çok, merkezi bir organizasyonun kendi içinde dönüp duran bir tanıtım faaliyetini andırmaktadır.
Samsun, Türkiye'nin en güçlü yerel medya altyapılarından birine sahip şehirlerinden biridir. Eğer bu festival gerçekten Samsun'un festivali olacaksa, önce Samsun'u dinlemek ve Samsun'un sesine kulak vermek gerekir.




