Samsun’un Bafra ilçesindeki İkiztepe Höyüğü’nde arkeolojik kazılar 1974’ten bu yana Karadeniz’in geçmişine ışık tutuyor. Doç. Dr. Aslıhan Beyazıt başkanlığında 2021’de yeniden başlayan çalışmaların 2026 sezonu da sürüyor. Kazılarda 15 binden fazla buluntu, binlerce yıllık mezarlar, metal eserler, tekstil üretimine ilişkin izler ve geçmişte kullanılmış bir altın sikke ortaya çıkarıldı.
Samsun’un Bafra ilçesine bağlı İkiztepe Mahallesi sınırlarında bulunan İkiztepe Höyüğü, Karadeniz arkeolojisinin en uzun soluklu araştırma merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. İlk sistemli kazıları 1974 yılında Prof. Dr. Bahadır Alkım tarafından başlatılan yerleşimde çalışmalar, daha sonra Prof. Dr. Önder Bilgi başkanlığında devam etti. 2012’de ara verilen kazılar, Doç. Dr. Aslıhan Beyazıt başkanlığında 2021 yılında yeniden başladı.
İkiztepe, yalnızca tek bir dönemle sınırlı olmayan kültür katmanları nedeniyle bilim dünyası açısından özel önem taşıyor. Araştırmalar, yerleşimde Geç Kalkolitik Çağ’dan Eski Hitit dönemine kadar uzanan uzun bir kronolojik süreç bulunduğunu, ayrıca daha sonraki dönemlere ait yerleşim izlerinin de tespit edildiğini ortaya koyuyor. Bu nedenle höyük, Orta Karadeniz’in tarih öncesi toplumlarını anlamak açısından önemli bir arşiv niteliği taşıyor.
İkiztepe kazıları ne zaman başladı?
İkiztepe'nin arkeolojik açıdan fark edilmesi 1940'lı yıllara uzanıyor. Dündartepe'deki kazılar sırasında bölgenin varlığı arkeologların dikkatini çekti ve daha kapsamlı araştırmaların ardından 1974 yılında sistematik kazı süreci başladı. İstanbul Üniversitesi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı adına yürütülen çalışmalar, uzun yıllar Prof. Dr. Önder Bilgi'nin başkanlığında devam etti.
2012 yılında kazılara ara verilmesinin ardından dokuz yıllık bir dönem yaşandı. 2021'de yeni dönem kazılarının Doç. Dr. Aslıhan Beyazıt başkanlığında başlamasıyla İkiztepe yeniden kapsamlı biçimde araştırılmaya başlandı. 2024 yılında yayımlanan akademik çalışmada da 1974-2012 arasındaki ilk uzun dönem ile 2021'de başlayan yeni dönem birlikte değerlendirildi.
2026 sezonu için ise Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul Üniversitesi iş birliğiyle çalışma yürütülüyor. Resmi gönüllülük programında 2026 kazı sezonunun 6 Temmuz-30 Eylül 2026 tarihleri arasında planlandığı görülüyor. Bu tarih, İkiztepe'nin tüm kazılarının biteceği anlamına gelmiyor; mevcut sezon için planlanan çalışma takvimini ifade ediyor. Dolayısıyla kazıların tamamen ne zaman sona ereceğine ilişkin açıklanmış kesin bir tarih bulunmuyor.

Kazılarda hangi tarihi eserler çıktı?
İkiztepe'deki çalışmaların en dikkat çekici sonuçlarından biri, bugüne kadar 15 binden fazla arkeolojik buluntunun ortaya çıkarılmış olması. Metal, taş, kemik ve pişmiş toprak eserlerin yanı sıra günlük yaşam, üretim, beslenme, inanç ve ölüm gelenekleri hakkında bilgi veren çok sayıda buluntu elde edildi. Eserlerin önemli bir bölümü Samsun Arkeoloji Müzesi ile Bafra Müzesi'nde sergileniyor.
Yerleşimin önemli özelliklerinden biri de metal işçiliği. İkiztepe'de bakır ve diğer metal malzemelerin işlenmesine ilişkin çok sayıda buluntu tespit edildi. 1985 kazılarında ortaya çıkarılan 36,5 santimetre uzunluğundaki, 436 gram ağırlığındaki tunç çift ağızlı bir hançer de bilimsel literatüre giren dikkat çekici eserlerden biri oldu. Metalürjik faaliyetlere ilişkin cüruf, pota, fırın ve kalıp gibi buluntular da daha önceki araştırmalarda incelendi.
Tekstil üretimi de İkiztepe'nin öne çıkan özelliklerinden. Kazılarda dokumacılıkla bağlantılı çok sayıda buluntu tespit edilirken, 2025 sezonunda Tepe I'in kuzey yamacındaki Geç Kalkolitik tabakalarda dokumacılığa ilişkin bulgulara ulaşıldığı bildirildi. Bu veriler, bölgede yalnızca tarım ve hayvancılığın değil, üretime dayalı farklı ekonomik faaliyetlerin de geliştiğini gösteriyor.
İkiztepe'de mezarlar neden önemli?
Höyükteki mezarlık alanları da arkeologların üzerinde yoğunlaştığı bölümler arasında. Kazılarda bebek, çocuk ve yetişkinlere ait gömüler bulundu. 2025 sezonunda ise biri avcı olduğu değerlendirilen bir kişiye, diğeri yaklaşık 6 yaşındaki bir çocuğa ait iki "hediyeli mezar" ortaya çıkarıldı. Mezarların birinde zıpkın uçları, diğerinde çocuk bilezikleri bulundu.
İkiztepe'nin bir başka dikkat çekici buluntusu ise çok sayıda insan iskeletinin bulunduğu mezarlık alanı. Samsun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün verdiği bilgilere göre daha önceki kazılarda 690 iskeletin bulunduğu toplu mezarlık, Anadolu'daki benzerleriyle karşılaştırıldığında önemli bir arkeolojik veri niteliği taşıyor. Bu iskeletler üzerinden dönemin toplumunun yaşam koşulları, beslenme biçimleri, hastalıkları ve ölüm gelenekleri konusunda araştırmalar yürütülüyor.
2025 çalışmalarında ayrıca yaklaşık 4 bin yıl öncesine tarihlenen yoğun bir midye kabuğu tabakası tespit edildi. Buluntular, İkiztepe'de belirli dönemlerde su ürünlerinin beslenme ekonomisinde önemli yer tuttuğuna işaret ediyor.
İkiztepe'de altın bulundu mu?
İkiztepe ile ilgili en çok merak edilen konulardan biri de "Höyükte altın var mı?" sorusu. Burada önemli bir ayrım bulunuyor: İkiztepe'de altın bir sikke bulunmuş durumda ancak bu, höyüğün altında altın hazinesi bulunduğu anlamına gelmiyor.
1975-1976 kazılarında ortaya çıkarılan Helenistik dönem tümülüsünde, Trakya Kralı Lysimakhos adına basılmış altın bir stater ele geçirildi. 2025 yılında yayımlanan TÜBA-AR çalışmasında söz konusu sikkenin, tümülüsün MÖ 3. yüzyıla tarihlenmesine yardımcı olduğu belirtildi. Mezar yapısının antik dönemde yağmalandığı da akademik çalışmada aktarılıyor.
Dolayısıyla mevcut bilimsel kayıtlara göre İkiztepe'de altın sikke bulunmuştur, ancak "höyüğün altında altın hazinesi var" şeklinde doğrulanmış bir bilgi bulunmamaktadır. Arkeolojik kazıların amacı da define veya değerli maden aramak değil, yerleşimin tarihsel ve kültürel gelişimini bilimsel yöntemlerle ortaya çıkarmaktır.
Bugün devam eden çalışmaların temel hedefi, İkiztepe'nin farklı kültür katmanlarını daha ayrıntılı biçimde belgelemek ve Orta Karadeniz'de tarih öncesi toplumların nasıl yaşadığını ortaya koymak. 2026 sezonu 30 Eylül'e kadar planlanmış durumda, ancak höyüğün tamamındaki araştırmaların hangi tarihte sona ereceğine ilişkin kesin bir tarih açıklanmış değil. Yeni kazı sezonlarında ortaya çıkacak buluntular, Bafra ve Samsun'un binlerce yıllık geçmişine ilişkin mevcut bilgileri daha da genişletecek.




