Gebelik sürecinde bebekle birlikte büyüyen ve doğumun hemen ardından vücuttan atılan plasenta, anne ile bebek arasındaki tüm hayati bağı kuruyor. Halk arasında 'bebeğin eşi' olarak bilinen bu geçici organın işlevleri ve karşılaşılabilecek riskli durumlar, ebeveynler tarafından merak ediliyor.
BEBEĞİN HAYAT DAMARI: BESLENMEDEN KORUMAYA TÜM GÖREVLER
Plasentanın en temel görevi, anneden bebeğe besin ve oksijen taşınmasını sağlamak. Aynı zamanda bebeğin vücudundaki atıkların anneye iletilerek atılımını kolaylaştırıyor. Uzmanlar, organın fetüsün solunum ve sindirim gibi tüm yaşamsal faaliyetlerini yerine getirmesine olanak tanıdığını vurguluyor.
Bir diğer kritik işlevi ise annedeki antikorları bebeğe aktararak, bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olmak. Kısacası, bebeğin anne karnında sağlıklı gelişebilmesi için gerekli tüm fonksiyonları tek başına üstleniyor.

PLASENTADA ORTAYA ÇIKABİLEN 3 ÖNEMLİ RİSK
Plasentanın normalde rahmin yan veya üst kısmına yerleşmesi gerekirken, bazı nadir durumlarda doğum yolunu tamamen kapatabildiği belirtiliyor. 'Plasenta Previa' adı verilen bu durum, genellikle ağrısız kanama şikayeti ile fark ediliyor ve teşhis konan gebelerde sezaryen doğum tercih ediliyor.
Bir diğer riskli durum ise plasentanın rahim duvarına normalden çok daha güçlü yapışması. 'Plasenta Akreata' olarak adlandırılan bu komplikasyon, doğum sonrası plasentanın çıkarılmasını zorlaştırıyor ve önceden kan hazırlığı gerektirebiliyor.
En tehlikeli durumlardan biri de 'Plasenta Dekolmanı'. Plasentanın doğumdan önce rahim duvarından ayrılması olarak tanımlanan bu durum, hem anne hem de bebek için hayati risk oluşturuyor. Hipertansiyon veya önceki gebeliklerde benzer sorun yaşanması gibi faktörlerin riski artırdığı ifade ediliyor.
DOĞUMDAN SONRA VÜCUTTAN NASIL AYRILIYOR?
Plasenta, bebeğin doğumunun ardından genellikle 10-15 dakika içerisinde vücuttan ayrılıyor. Doğumun üçüncü ve son evresi olarak kabul edilen bu süreçte, organ rahimden tamamen çıkartılıyor.
Hamileliğin yaklaşık üçüncü ayında gelişimini tamamlayan plasentanın, doğuma kadar ortalama 700 gram ile 1 kilogram ağırlığa ulaştığı biliniyor. Çapı 15-20 cm, kalınlığı ise 2.5-3 cm arasında değişen bu organ, bebeğin rahat hareket etmesini engellemeyecek şekilde esnek ve sağlam bir yapıya sahip.




