Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Açıklamaları: “Caydırıcılık Seviyesine Getireceğiz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı açıklamada savunma alanındaki hedeflerini net bir şekilde ortaya koydu. Erdoğan, “Orta ve uzun menzilli füze stoklarımızı son gelişmeler ışığında caydırıcılık düzeyine getirecek üretim planlarını yapıyoruz” ifadelerini kullandı. Bu sözler, Türkiye’nin mevcut envanterini güçlendirme iradesinin yanı sıra, yeni nesil sistemlere yönelik somut adımların atıldığını gösteriyor.
Erdoğan ayrıca, “Hem 800 kilometre ve üzeri menzilli füze stokumuzu güçlendirmeyi hem de 2 bin kilometre ve üzeri menzilli füze geliştirme programımızı hızlandırmayı kararlaştırdık” dedi. Bu açıklama, Türkiye’nin yalnızca kısa ve orta menzilli sistemlerle sınırlı kalmayıp, stratejik derinliği yüksek, uzun menzilli füzelere sahip olma hedefini de resmen ilan ettiği anlamına geliyor.
TAYFUN ve SOM Füze Sistemleri: Seri Üretimde Yeni Aşama
Türkiye’nin füze kapasitesinin artırılmasında en kritik rolü üstlenen kurumların başında ROKETSAN geliyor. Şirket, özellikle balistik füze ve seyir füzesi alanındaki seri üretim faaliyetlerini hız kesmeden sürdürüyor.
-
TAYFUN Balistik Füzesi: 300 ila 1000 kilometre arasında değişen menzili ile dikkat çeken TAYFUN, hipersonik hızlara ulaşabilmesi sayesinde mevcut hava savunma sistemlerini aşma kabiliyetine sahip. Bu füzenin dairesel hata payının 10 metrenin altında olması, hedefi yüksek isabetle vurmasını sağlıyor. Türkiye, TAYFUN ile birlikte NATO müttefikleri arasında ordusunu hipersonik füzelerle donatan ikinci ülke konumuna geldi.
-
SOM Seyir Füzesi: 250 kilometre menzili ile özellikle stratejik hedeflere karşı kullanılan bir diğer önemli sistem. ROKETSAN, bu füzenin seri üretim ve teslimatlarının planlandığı şekilde devam ettiğini duyurdu.
ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, özellikle Tayfun füze ailesinin yeni versiyonu olan Blok-4 üzerinde yoğun şekilde çalışıldığını belirtti. Testlerin tamamlanmasının ardından 2026 yılı içerisinde seri üretime başlanması hedefleniyor.
2.000 km Menzilli CENK Programı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gündeme getirdiği 2 bin kilometre menzilli füze programının teknik altyapısını CENK adı verilen balistik füze projesi oluşturuyor. Bu proje, Türkiye Uzay Ajansı’nın “10 Yıllık Uzay Programı” çerçevesinde geliştirilen SR-1 sonda roketi teknolojisiyle doğrudan bağlantılı.
CENK programının hayata geçirilmesi, Türkiye’nin savunma sanayii alanında dışa bağımlılığını daha da azaltacak. Bu tür bir füze, sadece karasal hedefler için değil, aynı zamanda uzay ve derin savunma konseptleri için de bir sıçrama tahtası işlevi görecek.
ROKETSAN’da 24 Saat, 3 Vardiya Üretim
Savunma sanayiindeki bu büyük atılımın arkasında yüksek kapasiteli bir üretim altyapısı bulunuyor. ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, şirketin elde ettiği gelirin tamamını seri üretim altyapılarına yatırdığını belirterek, “ROKETSAN 24 saat, üç vardiya esasına göre bütün bu ürünlerin üretilmesi için çalışmalarını sürdürüyor” dedi.
İkinci, yeni altyapı yatırımlarının meyvelerini vermeye başladığını vurgulayarak, sadece TAYFUN ve SOM değil, aynı zamanda ATMACA, SİPER, HİSAR gibi tüm sistemlerin üretim kapasitelerinde katbekat artış yaşanacağını sözlerine ekledi. Bu durum, Türkiye’nin savunma ihtiyaçlarını kendi kendine karşılayabilen bir ülke olma hedefine her geçen gün biraz daha yaklaştığını gösteriyor.
Yerlilik Oranı ve Tedarik Zinciri Bağımsızlığı
Türkiye’nin bu başarısının temelinde yüksek yerlilik oranı yatıyor. ROKETSAN, üretiminde yüzde 92 seviyesinde yerli ve milli kaynak kullanma oranına ulaştı. Bu oran, Türkiye’yi küresel tedarik zincirinde yaşanan krizlerden en az etkilenen ülkelerden biri haline getiriyor.
Şirket yetkilileri, tamamen bağımsız bir savunma sanayi endüstrisi kurmayı hedeflediklerini belirtiyor. Bu hedef doğrultusunda, yurt dışına bağımlı olmadan kritik teknolojilerin geliştirilmesi ve üretilmesi için çalışmalar aralıksız devam ediyor.
2026 ve Sonrası: Yeni Füze Sistemleri Yolda
ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, 2026 yılı için heyecan verici yeniliklerin sinyalini verdi. İkinci, “Özellikle balistik füze sistemleri tarafında havadan atılan balistik füzelerde çok yeni ürünler göreceğiz. Seyir füzelerinin yeni, daha uzun menzilli ve daha büyük kabiliyeti olanlarını göreceğiz. Hava-hava füzelerini göreceğiz. Bununla birlikte tanksavar ailesinin uzun menzilli olanlarının envantere girdiğini göreceğiz” müjdesini verdi.
Bu açıklama, Türkiye’nin füze kapasitesinin sadece nicelik olarak değil, nitelik olarak da sürekli bir evrim içinde olduğunu ortaya koyuyor. Hava-hava füzeleri ve tanksavar sistemlerindeki bu yenilikler, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin operasyonel kabiliyetini önemli ölçüde artıracak.
Bölgesel Gelişmeler ve Stratejik Vizyon
Türkiye’nin bu hamlesinin arkasında elbette bölgedeki güncel gerginlikler de etkili oluyor. Özellikle İran-İsrail ekseninde yaşanan çatışmalar ve enerji kaynakları üzerindeki riskler, uzun menzilli caydırıcılığa sahip olmanın önemini bir kez daha gösterdi. Ancak bu yatırımlar, kısa vadeli tehditlerin ötesinde, Türkiye’nin uzun vadeli jeopolitik vizyonunun bir parçası olarak şekilleniyor.
ROKETSAN’ın 2025 yılı cirosunun 2 milyar doları aşması ve ihracat rakamlarındaki büyüme, bu stratejik atılımın sanayi boyutunu güçlü bir şekilde destekliyor. Türkiye, artık sadece bir füze kullanıcısı değil, aynı zamanda bu teknolojilerin küresel pazarında söz sahibi olmaya aday bir üretici konumundadır.
Türkiye’nin bu girişimi, savunma sanayiinde tam bağımsızlık hedefinin en somut örneklerinden biri olarak tarihteki yerini alıyor. Uzun menzilli füzelerden hipersonik teknolojilere, seyir füzelerinden yeni nesil tanksavar sistemlerine kadar geniş bir yelpazede yürütülen çalışmalar, ülkenin savunma alanındaki iddiasını açıkça ortaya koyuyor.




