TCK 217/A neyi suç sayıyor?
Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesinde “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu düzenleniyor. Maddeye göre, sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak amacıyla ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığıyla ilgili gerçeğe aykırı bir bilginin, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayılması suç kapsamında değerlendiriliyor.
Suçun temel şekli için 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Fiilin gerçek kimliğin gizlenerek veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde ise cezanın yarı oranında artırılması düzenleniyor.
Bu nedenle TCK 217/A, yalnızca adli para cezasını veya üst sınırı iki yılı geçmeyen hapis cezasını gerektiren suçlar bakımından öngörülen tutuklama yasağının kapsamında bulunmuyor.
Ancak bu durum, 217/A ile suçlanan herkesin tutuklanabileceği anlamına gelmiyor.
Tutuklama için yalnızca suçlama yeterli değil
Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre tutuklama, ceza soruşturması sırasında uygulanabilecek en ağır koruma tedbirlerinden biri. Bir kişinin tutuklanabilmesi için kanunda öngörülen şartların somut olayda gerçekleşmesi gerekiyor.
Bu kapsamda kuvvetli suç şüphesinin bulunması, ayrıca kanunda belirtilen bir tutuklama nedeninin mevcut olması ve tutuklama tedbirinin ölçülü olması gerekiyor.
Dolayısıyla bir gazeteci hakkında TCK 217/A kapsamında soruşturma veya dava bulunması, tek başına tutuklama gerekçesi oluşturmuyor. Karar verilecekse gazetecinin hangi eyleminin suç oluşturduğu, buna ilişkin kuvvetli şüphenin hangi somut delillere dayandığı ve tutuklamanın neden gerekli olduğu ortaya konulmak zorunda.
Adli kontrol gibi daha hafif tedbirlerin yeterli olup olmadığı da tutuklama değerlendirmesinde önem taşıyor.
Her yanlış haber otomatik olarak suç sayılmıyor
TCK 217/A bakımından dikkat çeken noktalardan biri de suçun yalnızca “yanlış bilgi paylaşılması”ndan ibaret olmaması.
Kanundaki düzenlemeye göre bilginin gerçeğe aykırı olması yanında, ülkenin iç veya dış güvenliği, kamu düzeni ya da genel sağlığıyla ilgili olması, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayılması ve sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saikiyle hareket edilmesi gerekiyor.
Bu nedenle bir gazetecinin yayımladığı haberin sonradan yanlış olduğunun ortaya çıkması, tek başına TCK 217/A'daki suçun bütün unsurlarının oluştuğu anlamına gelmiyor.
Haberi hazırlayan gazetecinin hangi bilgi ve belgelere dayandığı, haberin içeriği, yayılma biçimi ve eylemin kanunda belirtilen özel saikle gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği somut olay üzerinden değerlendirilmek zorunda.
Anayasa Mahkemesi de TCK 217/A'yı incelerken suçun unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğine dikkat çekti. Mahkeme, haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının suç kapsamında değerlendirilemeyeceğine ilişkin TCK'nın ortak hükmünü de kararında ele aldı.
Gazetecilik faaliyeti ayrıca değerlendirilmek zorunda
Bir gazetecinin mesleğini icra ediyor olması, hakkında hiçbir ceza soruşturması yürütülemeyeceği anlamına gelmiyor. Ancak gazetecilik faaliyeti nedeniyle uygulanan tutuklama tedbirlerinde ifade ve basın özgürlüğünün de dikkate alınması gerekiyor.
Anayasa'nın ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğüne ilişkin hükümleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında yapılan değerlendirmelerde, gazetecilerin haber ve yorum faaliyetlerine yönelik ceza soruşturmalarının demokratik toplum açısından taşıdığı önem dikkate alınıyor.
Anayasa Mahkemesi, TCK 217/A'nın iptal istemini 8 Kasım 2023 tarihli kararıyla reddetti. Böylece madde yürürlükte kaldı. Bununla birlikte Mahkeme, suçun unsurlarının somut olaylarda yargı mercileri tarafından ortaya konulması gerektiğine de dikkat çekti.
Dolayısıyla “TCK 217/A anayasaya aykırı olduğu için bu suçtan tutuklama yapılamaz” şeklindeki bir yaklaşım mevcut hukuk bakımından doğru değil. Aynı şekilde “217/A'nın cezası 3 yıla kadar olduğu için tutuklama otomatik olarak hukuka uygundur” demek de hukuken doğru değil.
Hukuka uygunluk somut dosyaya göre belirlenir
Bir gazetecinin TCK 217/A kapsamında tutuklanmasının hukuka uygun olup olmadığı, suçlamanın adından veya gazetecinin mesleğinden hareketle tek başına belirlenemez.
Bunun için soruşturma veya dava dosyasındaki tutuklama kararı, savcılığın sevk gerekçesi, somut deliller, isnat edilen haber veya paylaşımlar ve adli kontrol seçeneklerinin neden yeterli görülmediği birlikte incelenmeli.
Bu belgelerde kuvvetli suç şüphesinin ve tutuklama nedeninin somut biçimde ortaya konulup konulmadığı, tedbirin ölçülü olup olmadığı ve gazetecilik faaliyetine yapılan müdahalenin ifade ve basın özgürlüğü bakımından gerekli olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Bu nedenle hukuki tablo şu şekilde özetlenebilir: TCK 217/A kapsamında bir gazeteci hakkında tutuklama kararı verilmesi kanunen mümkündür; ancak tutuklamanın hukuka uygun kabul edilebilmesi için ayrıca tutuklama şartlarının somut olayda gerçekleşmesi gerekir.




