Yalnızlık, insanların suç işleme eğilimini etkileyebilir mi? Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INCB) Başkanı Prof. Dr. Sevil Atasoy, yalnızlığın insan davranışları üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sosyal bağların zayıflamasının bazı psikolojik ve davranışsal risklerle ilişkili olduğunu belirten Atasoy, yalnızlığın doğrudan suç veya şiddet nedeni olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.

Yalnızlık öfke ve saldırganlıkla ilişkili olabilir

Prof. Dr. Sevil Atasoy, yalnızlığın yalnızca fiziksel olarak tek başına yaşamak anlamına gelmediğini, kişinin yeterli sosyal bağlara sahip olmadığını hissetmesiyle de ortaya çıkabildiğini anlattı.

Yalnızlığın duygusal düzenleme, düşünme biçimi ve sosyal davranışlarla bağlantılı olduğunu ifade eden Atasoy, uzun süreli sosyal kopukluğun bazı bireylerde olumsuz duyguları ve dürtüselliği artırabildiğini söyledi.

"Yalnızlık doğrudan şiddete neden olmaz; ancak, hayal kırıklığı, öfke ve tehdit algısının artmasıyla ilişkilidir" diyen Atasoy, özellikle sosyal reddedilme hissinin kişilerarası çatışmalarda etkili olabileceğine dikkat çekti.

Zorbalığa uğrayan gençlerde risk artabiliyor

Atasoy'un değerlendirmesinde çocukluk ve ergenlik döneminde yaşanan sosyal dışlanma da önemli bir yer tuttu.

Akranları tarafından reddedilen, zorbalığa uğrayan veya aidiyet duygusu geliştirmekte zorlanan gençlerin uzun süre yalnızlık hissedebileceğini belirten Atasoy, bu durumun bazı koşullarda saldırganlık, madde kullanımı ve riskli davranışlarla ilişkili olabileceğini ifade etti.

Travma, ebeveyn ihmali ve duygusal istismar gibi etkenlerin de bu süreçle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Atasoy'a göre sosyal ilişkilerinde kabul görmekte zorlanan bazı gençler, aidiyet ihtiyacını riskli akran gruplarında karşılamaya yönelebiliyor. Ancak yalnızlık yaşayan her gencin suç davranışı sergileyeceği yönünde bir sonuç çıkarılamıyor.

Sosyal izolasyon internet ortamında da risk oluşturabiliyor

Yalnızlığın etkilerinin dijital dünyaya da uzanabildiğine işaret eden Atasoy, sosyal bağları zayıf kişilerin bazı çevrimiçi topluluklarda kabul görmeye çalışabileceğini belirtti.

Bu süreçte siber zorbalık, çevrimiçi taciz ve yasa dışı faaliyetlere yönelme gibi davranışların araştırmalarda ele alındığını söyledi.

İnternetin bir yandan sosyal bağlantılar kurmayı kolaylaştırırken diğer yandan zararlı çevrimiçi ortamlara erişim imkânı sunduğunu ifade etti.

Cezaevlerinde yalnızlık yeniden suç işlemeyi etkileyebilir mi?

Cezaevlerindeki sosyal izolasyonun mahkûmların psikolojik durumunu etkileyebildiğini belirten Atasoy, özellikle aile bağlarının zayıflaması ve toplumdan uzaklaşmanın rehabilitasyon sürecini zorlaştırabileceğine dikkat çekti.

Kendini Beğenmiş İnsanlara 100 Laf Sokucu ve Ağır Söz
Kendini Beğenmiş İnsanlara 100 Laf Sokucu ve Ağır Söz
İçeriği Görüntüle

Tahliye edilen kişilerin işsizlik, dışlanma ve sosyal destek eksikliğiyle karşılaşmasının topluma yeniden uyum sağlamalarını güçleştirebileceğini söyledi.

Atasoy, yeniden suç işlemeyi önleme çalışmalarında yalnızca cezai yaptırımlara değil, aile ilişkilerinin korunmasına ve sosyal destek mekanizmalarına da önem verilmesi gerektiğini savundu.

Yalnızlıkla mücadele suçun önlenmesine katkı sağlayabilir

Prof. Dr. Sevil Atasoy, yalnızlığın psikolojik ve sosyal etkilerinin azaltılması için eğitimden cezaevi rehabilitasyonuna kadar çeşitli alanlarda önlemler alınabileceğini belirtti.

Gençlerin aidiyet duygusunu güçlendiren okul programları, sosyal destek ağları, dijital okuryazarlık çalışmaları ve cezaevinden tahliye edilen kişilerin topluma yeniden katılmasını kolaylaştıran uygulamaların önemine dikkat çekti.

Yalnızlık ile suç davranışı arasındaki bağlantının birden fazla etkene bağlı olduğunun altını çizen Atasoy, sosyal ilişkilerin güçlendirilmesinin hem bireysel iyilik hâli hem de suçun önlenmesi açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.