Dünya genelinde kullanılan normal sofra tuzunun bir bölümünün potasyumla zenginleştirilmiş tuzla değiştirilmesi kalp-damar ve böbrek hastalıklarının küresel yükünü önemli ölçüde azaltabilir.
Nature Health'te yayımlanan yeni çalışma, 193 ülke ve bölgedeki verileri kullanarak farklı tuz değiştirme senaryolarının sağlık üzerindeki olası etkilerini hesapladı.
Yılda yaklaşık 3 milyon ölüm hesabı
Araştırmacıların modeline göre evlerde, restoranlarda ve işlenmiş gıdalarda kullanılan normal tuzun tamamının yüzde 75 sodyum klorür ve yüzde 25 potasyum klorür içeren bir alternatifle değiştirilmesi halinde yılda yaklaşık 2,96 milyon ölüm önlenebilir.
Aynı senaryoda kalp-damar hastalıkları ve kronik böbrek hastalıklarına bağlı yaklaşık 10,17 milyon yeni vakanın da önlenebileceği hesaplandı.
Bu rakamlar gerçek dünyada gerçekleşmiş sonuçları değil, mevcut bilimsel verilerin küresel nüfus ve hastalık yükü istatistikleriyle birleştirildiği matematiksel tahminleri ifade ediyor.
Neden potasyum?
Normal sofra tuzunun temel bileşeni sodyum klorür. Yüksek sodyum tüketimi kan basıncının yükselmesine katkıda bulunurken yeterli potasyum alımı kan basıncının kontrolünde olumlu rol oynuyor.
Potasyumla zenginleştirilmiş tuzlarda sodyum klorürün bir bölümü potasyum klorürle değiştiriliyor. Böylece aynı anda sodyum tüketiminin azaltılması ve potasyum alımının artırılması hedefleniyor.
Sadece evde kullanılan tuz değiştirilse bile
Araştırmanın daha sınırlı senaryosunda yalnızca evde yemek hazırlanırken ve sofrada kullanılan tuzun değiştirilmesi değerlendirildi. Model bu durumda bile yılda yaklaşık 1,85 milyon ölümün önlenebileceğini tahmin etti.
İşlenmiş gıdalar ve restoranlarda kullanılan tuzun değiştirilmesi senaryosunda ise yıllık yaklaşık 1,56 milyon ölümün önlenebileceği hesaplandı.
Herkes için uygun olmayabilir
Potasyum içeren tuz alternatiflerinin önemli bir sağlık riski de bulunuyor. İleri evre böbrek hastalığı bulunan kişiler vücuttaki fazla potasyumu yeterince uzaklaştıramayabiliyor ve kandaki potasyum seviyesinin tehlikeli biçimde yükselmesi mümkün olabiliyor.
Araştırmacılar bu nedenle geniş çaplı uygulamalarda böbrek hastalığı bulunan kişilerin belirlenmesi, ürünlerin açık biçimde etiketlenmesi ve sağlık profesyonellerinin yönlendirmesinin önem taşıdığını belirtiyor.
Araştırma bir reçete değil
Çalışma, insanların bireysel olarak normal tuzu bırakıp herhangi bir potasyum ürününe geçmesini öneren klinik bir tedavi araştırması niteliğinde değil. Sonuçlar, toplum genelinde uygulanabilecek beslenme politikalarının olası etkisini hesaplamak amacıyla hazırlanan küresel bir modelden elde edildi.
Bulgular buna rağmen sodyum tüketiminin azaltılması ve potasyum alımının artırılmasına yönelik halk sağlığı politikalarının küresel ölçekte ne kadar büyük bir etki oluşturabileceğine ilişkin dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor.




