İstanbul ve Muğla’da yürütülen kapsamlı soruşturma, yabancı ülke vatandaşlarını forex ve kripto yatırım vaadiyle hedef aldığı belirlenen uluslararası bir ağı ortaya çıkardı. 29 şirkete bağlı 44 çağrı merkezi üzerinden faaliyet gösterdiği tespit edilen yapılanmanın, iki yılda 13 milyar TL’lik işlem hacmine ulaştığı ve mağdurlardan 3 milyar dolardan fazla haksız kazanç elde ettiği belirlendi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen dört ayrı soruşturma, başlangıçta birbirinden bağımsız görünen çağrı merkezlerinin aynı organizasyon modeline bağlı olduğunu ortaya çıkardı.

Sosyal medya ve internet sitelerinde yayımlanan forex ve kripto para reklamları üzerinden yabancı ülke vatandaşlarına ulaşan şirketlerin, yüksek kazanç vaadiyle yatırımcıları sisteme çektiği belirlendi. Araştırmalar derinleştikçe şirketlerin sahiplik yapıları, yöneticileri, mali bağlantıları ve kullandıkları yöntemler arasında ortaklıklar tespit edildi.

18 Eylül 2026’da İstanbul ve Muğla’da 29 şirkete ait 44 çağrı merkezi ile çalışan ve yöneticilerin ikamet adresleri dahil toplam 328 noktaya eş zamanlı operasyon düzenlendi. İlk aşamada 191 şüpheli gözaltına alınırken, devam eden çalışmalarla bu sayı 211’e yükseldi.

3 milyar dolarlık forex sistemi nasıl işliyordu?

Soruşturmaya göre ağ, sosyal medya ve internet reklamlarıyla potansiyel yatırımcılara ulaşıyor, düşük tutarlı ilk yatırımlarla güven oluşturuyor ve daha sonra müşterileri daha yüksek miktarlarda para yatırmaya yönlendiriyordu. Yatırım ekranlarındaki hareketlerin ise gerçek piyasa işlemlerini yansıtmadığı yönünde bulgular dosyaya girdi.

Mustafa Sandal’ın eşine ve kayınpederine yakalama kararı
Mustafa Sandal’ın eşine ve kayınpederine yakalama kararı
İçeriği Görüntüle

Çağrı merkezlerindeki personelin görevleri de özel olarak ayrılmıştı. “Conversion agent” olarak adlandırılan çalışanlar yeni müşterileri sisteme dahil etmeye çalışırken, “retention agent” olarak görevlendirilen personel daha önce yatırım yapan kişilerin sistemde kalmasını ve daha fazla para yatırmasını hedefliyordu.

Bazı mağdurların önce düşük miktarlarda para yatırdığı, ekranlarda kazanç sağlıyormuş izlenimi oluşturulduğu, güven arttıktan sonra ise daha yüksek meblağlara yönlendirildiği soruşturma dosyasına yansıdı. Para çekmek isteyen yatırımcılardan ek ödeme, vergi veya hesap işlemi gerekçeleriyle yeniden para talep edildiğine ilişkin ifadeler de bulunuyor.

Çağrı merkezlerinde neden sahte kimlikler kullanıldı?

Soruşturmanın en çarpıcı bölümlerinden biri çağrı merkezi personelinin çalışma biçimi oldu.

Bazı çalışanlara gerçek isimlerinin yerine Batılı isimler verildiği, mağdurlarla konuşurken kullanmaları için sahte yaşam öyküleri hazırlandığı ve hedef ülkedeki güven duygusunu artıracak şekilde konuşma senaryoları oluşturulduğu tespit edildi.

İşe alım süreçlerinde çalışanların güvenlik birimleriyle bağlantılı olup olmadığını anlamaya yönelik yalan makinesi testleri uygulandığı da dosyaya yansıyan bilgiler arasında yer aldı. Testi geçemeyen bazı adayların işe alınmadığı öne sürüldü.

Bu sistem, sıradan bir çağrı merkezi modelinden çok daha kapalı ve kontrol altında tutulan bir organizasyon yapısına işaret etti.

Türkçe ve İbranice konuşmaya neden sınırlama getirildi?

Şirket çalışanlarının ifadelerine yansıyan bir başka ayrıntı, ofis içindeki dil kuralları oldu.

Bazı çağrı merkezlerinde çalışanların mutfak ve yemek alanı dışında Türkçe konuşmasının yasaklandığı, müşteriyle iletişim kurulan bölümlerde yalnızca hedef ülkenin dilinin kullanılmasının istendiği belirtildi.

İbranice konuşulmasına yönelik benzer kısıtlamaların uygulandığına ilişkin haberler de soruşturmanın perde arkasına yansıdı. Bu uygulamanın, şirketlerin İsrail bağlantısının ve Türkiye’de faaliyet gösterdiğinin müşteriler tarafından anlaşılmasını engellemeye yönelik olduğu değerlendirildi.

İsrail ve ABD vatandaşları neden hedef dışında bırakıldı?

Soruşturmada, şebeke yöneticilerinin çalışanlara İsrail vatandaşlarının hedef alınmaması yönünde talimat verdiği belirlendi. Faaliyetlerin ağırlıklı olarak İsrail ve ABD dışındaki ülkelerde yaşayan yatırımcılara yöneldiği tespit edildi.

Mağdur profilleri arasında Malezya, Birleşik Arap Emirlikleri, Rusya, Singapur, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya, İrlanda, Çin, İsviçre, Belçika, İsveç ve Güney Kore vatandaşları öne çıktı.

Farklı ülkelerden gelen yüzlerce şikâyetin aynı şirketlere ve benzer yöntemlere işaret etmesi, soruşturmanın uluslararası boyutunun ortaya çıkarılmasında etkili oldu.

13 milyar TL’lik işlem hacmi neyi ifade ediyor?

Soruşturmanın mali ayağında iki ayrı rakam öne çıktı.

Şüphelilerle bağlantılı şirketlerin iki yıl içinde yaklaşık 13 milyar TL’lik işlem hacmine ulaştığı belirlendi. Bu tutarın ağırlıklı olarak ofis giderleri, maaşlar ve şirket içi para hareketlerinden oluştuğu değerlendirildi.

Mağdurlardan elde edilen toplam haksız kazancın ise 3 milyar doların üzerinde olduğu tespit edildi.

Bu iki rakam aynı şeyi ifade etmiyor. 13 milyar TL şirketlerin incelenen para trafiğini, 3 milyar dolar ise soruşturma kapsamında mağdurlardan elde edildiği belirlenen toplam haksız kazancı gösteriyor.

Para hangi kanallardan taşındı?

Soruşturmanın mali incelemelerinde banka hesapları, ödeme kuruluşları ve kripto para platformları üzerinde yoğunlaşıldı.

Suçtan elde edildiği değerlendirilen gelirlerin bir bölümünün yurt dışındaki finansal hesaplara ve kripto para cüzdanlarına aktarıldığı tespit edildi.

Operasyon sırasında şirket ve şüphelilere ait taşınır ve taşınmaz varlıkların yanı sıra banka, ödeme kuruluşu ve kripto para borsalarındaki hesaplara da el koyma ve bloke işlemleri uygulandı.

Yaklaşık 1,5 milyar TL değerindeki mal varlığına, 80 araca ve 12 mülke el konuldu.

Operasyonda kaç kişi yakalandı?

18 Eylül’deki ilk operasyonda 191 kişi gözaltına alındı. Firari şüphelilere yönelik çalışmaların devam etmesiyle sayı önce 201’e, ardından 211’e çıktı.

Gözaltına alınanlar arasında İsrail, Pakistan ve çok sayıda farklı ülke vatandaşı bulunuyordu. 201 şüphelinin yakalandığı aşamada 9 İsrail ve 11 Pakistan vatandaşının yanı sıra farklı ülkelerden yabancı uyruklu kişilerin de gözaltında olduğu açıklandı.

Emniyetteki işlemlerin ardından 211 şüpheli adliyeye sevk edildi. Bunlardan 133’ü hakkında tutuklama talebinde bulunuldu.

Bu nedenle operasyonla ilgili farklı tarihlerde görülen 174, 191, 201 ve 211 sayıları çelişki değil, yakalama sürecinin farklı aşamalarını ifade ediyor.

Robert Hason soruşturmada neden öne çıktı?

Soruşturmanın ilerleyen bölümünde Robert Hason adı da gündeme geldi.

Hason’un farklı şirketlerle bağlantılı olduğu ve yapılanmanın yönetici kadrosunda yer aldığı öne sürüldü. Bazı kayıtlarda “Jak Tovim” ismini kullandığı iddia edilen Hason’un Başakşehir’de tespit edilerek yakalandığı bildirildi.

Şirketler arasındaki akrabalık ve ortaklık ilişkilerinin incelenmesi sırasında Hason ailesiyle bağlantılı farklı şirket ve yöneticilerin aynı organizasyon içerisinde yer aldığına ilişkin bulgulara ulaşıldı.

Ancak Hason ve diğer şüphelilerin organizasyondaki kesin hukuki konumları, devam eden yargı süreci sonunda netleşecek.

MİT ve emniyet şebekeyi nasıl deşifre etti?

Soruşturmanın yalnızca tek bir ihbar veya operasyonla başlamadığı, farklı kanallardan elde edilen bilgilerin bir araya getirilmesiyle büyüdüğü görülüyor.

Yurt dışındaki yatırımcıların şikâyetleri, şirket çalışanlarının internet platformlarındaki anlatımları, mali hareketler, şirket sahiplikleri ve yönetici bağlantıları birlikte incelendi.

Farklı şirketler hakkında yapılan şikâyetlerde aynı satış yöntemleri, benzer çalışan profilleri ve ortak yöneticilerin ortaya çıkması üzerine araştırmanın kapsamı genişletildi.

Mali analizlerle para trafiği takip edilirken, istihbarat çalışmalarıyla yöneticilerin kimlikleri ve şirketler arasındaki ilişkiler ortaya çıkarıldı. Böylece ayrı şirketler gibi görünen çağrı merkezlerinin birbirleriyle bağlantılı olduğu değerlendirildi.

Forex ağı nasıl bir organizasyona dönüştü?

Ortaya çıkan yapı yalnızca yatırımcıları telefonla arayan bir çağrı merkezi modelinden ibaret değildi.

Şirket kurulumu, insan kaynakları, çok dilli personel temini, muhasebe, finans, müşteri kazanımı ve müşteri tutma süreçlerinin ayrı bölümlere ayrıldığı bir organizasyon modeli kullanılıyordu.

Bir ülkedeki mağduru başka bir ülkeden arayan, farklı ülkelerde kurulmuş şirketleri kullanan ve ödeme trafiğini banka ile kripto kanalları arasında dağıtan sistem, soruşturmanın uluslararası boyut kazanmasına neden oldu.

Operasyon sonrasında ele geçirilen dijital materyaller, finans kayıtları ve şirket bağlantıları üzerindeki incelemeler sürerken, şüpheliler hakkındaki suçlamaların kesin hüküm verilene kadar soruşturma kapsamında değerlendirilmesi gerekiyor.