ABD Başkanı Donald Trump’ın stratejik bir hamle olarak Grönland’ı ele geçirme girişimi, sadece Danimarka’da değil, tüm Avrupa kıtasında diplomatik bir depreme yol açtı. Daha önce Trump’ın politikalarını coşkuyla destekleyen Avrupa’daki aşırı sağ ve popülist liderler, Trump’ın bu hamlesini "ulusal egemenlik ilkesine bir saldırı" olarak nitelendirerek hayal kırıklıklarını dile getirdi. Washington’dan gelen ekonomik yaptırım tehditleri karşısında Avrupa Parlamentosu’nda tansiyon yükselirken, Trump’ın "Grönland’ı zorla almayacağım" sözü bile öfkeyi dindirmeye yetmedi.
"Özgürlük Rüzgarı" Yerini "Zorbalık" Suçlamasına Bıraktı
Fransa’da aşırı sağın yükselen yıldızı ve Ulusal Birlik (RN) Başkanı Jordan Bardella, daha birkaç hafta önce "özgürlük rüzgarı" olarak tanımladığı Trump’ı, Grönland hamlesi sonrası sert bir dille eleştirdi. Bardella, Avrupa Parlamentosu’ndaki tartışmada, Trump’ın ticari baskı kullanarak bir Avrupa toprağını tehdit etmesini "zorbalık" olarak tanımladı. Grönland’ın imparatorluk mantığına dönen dünyada stratejik bir eksen olduğunu belirten Bardella, Avrupa’nın bu "tehditler" karşısında en sert silahlarıyla öz savunma yapması çağrısında bulundu.
Anketler Çarpıcı: Aşırı Sağ Seçmen Trump’ı "Düşman" Görüyor
Paris merkezli Le Grand Continent tarafından yayınlanan son anket verileri, ideolojik çatlağın derinliğini gözler önüne serdi. Fransa, Almanya, İtalya ve İspanya’daki aşırı sağ seçmenlerin %25’e yakını artık Trump’ı "Avrupa’nın düşmanı" olarak tanımlıyor. Katılımcıların %40’ı Trump’ın dış politikasını "yeniden sömürgeleştirme ve yağmalama" olarak görürken, dikkat çekici bir kesim olası bir çatışma durumunda Avrupa birliklerinin Grönland’a gönderilmesini destekleyeceğini ifade etti.
Müttefikler Arasında Bölünme: Meloni Ve Orbán’ın Zor Kararı
Trump’ın Grönland konusundaki genişleme politikası, Avrupa’daki radikal sağ liderleri ikiye böldü. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Trump ile yakın dostluğuna rağmen Grönland tehditlerini bir "hata" olarak nitelendirdi. Öte yandan, Macaristan Başbakanı Viktor Orbán ve Polonya Devlet Başkanı Karol Nawrocki, ABD ile olan stratejik ortaklıklarını bozmamak adına konuyu "diplomatik yollarla çözülmesi gereken bir iç mesele" olarak tanımlayarak daha yumuşak bir ton tercih etti. Ancak Almanya’nın AfD partisinden Alice Weidel ve İngiltere’den Nigel Farage gibi isimler, halkın rızası olmadan toprak alımını "düşmanca bir eylem" olarak damgaladı.





